Ben, doyamadım sana, ey Gülendam
Doyamadım kaşına, bakışına
Kollarından suları berrak akan
Gezdiğin, o yerlerin toprağına
Ey su perisi, ey körpe Gülendam
Dağlar bana mazlum baktı
İçimde şimşekler çaktı
Anladım ki bir şey oldu
Ciğerimden kanlar aktı
Faşist sistem çok kudurmuş
Bir kenara mı taktık
Fistanın yırtık-pırtık
Sofrayı çoktan kurdum
Gün doğdu, uyan artık
Pencereyi ben açtım
Patlayıncaya kadar insan kanıyla beslenen! Efendileri kayıran
Kızıl kıyamet fukaralığı, göçü, ateşi
Mezarlıkta yükselen
Ağıtları
Acıya çekilen
Zılgıtları
Ey sevgili ey nazlı gönül! Zaman olsa zaman olmasa da
Yüreğimin sensizliği içimdeki acıyı çoğaltıyor
İnkâr edilmeyecek kadar güzel olan
Tüm çirkinlikleri kapatan
Karanlığı aydınlatan
Gözlerimde kalan
Zagros Dağı’na cemre düştü mü? Gözleri hüzün dolum
Bahar’ı başka güzel, yaz’ı bir başka güzel olan
Acep Mezopotamya güllendi mi? Şimdi
Serhat’ a gitmek
Köyüme varmak istiyorum
Her köşesi bir başka
Nicedir bir deli rüzgâr esiyor şu başımda
Bazen poyrazdan, bazen karayelden
Göğsüme vura-vura içimi kanıyor
Kar, boran, sis, duman gibi
Bana geçit
Bana çığır vermiyor
Ey benim boynu bükük yüzü gülmeyen
Para, pula, mal- mülke önem vermeyen
Doğduğundan babasını hiç görmeyen
Bin ah, bin acı çeken çileli anam
Ey benim mutsuz olan bahtı karalı
Yüreğime acı doldu neyleyim
Başımı alıp nereye gideyim
Ömrü bin destan sevgisi bin çiçek
Boynu bükük anam sana öleyim
Oy ben günden güne tükeniyorum
Sen balta girmemiş ormanların ilk yaz buğusu
Dağ masalların anka kuşu
Annesinin eteğine
Tutunan
Yürümeye aday, bebek yürüyüşü




-
Ümmü Eymen
Tüm Yorumlarhakikaten duygu dolu ders verici nitelikte bir şiir, kutlarım.