I
Sakla gözyaşlarını yarına
Gözlerini dikerek bulutlara
O sevdiğin şarkıyı söyle
Seneler tükenir; mâzisi kalır..
Sevenler özlenir; yazısı kalır..
Kaç güzel uğrunda yanarsa yansın,
Her aşkın ardından sızısı kalır!
Gün olur, delice seversin birgün..
- C'ye -
Bir gölge duyarsın, o benim olurum...
Bir gülü koklarsın, o ben olurum..
Unutsan bile birgün sen beni,
Gözlerindeki yaşlar, o ben olurum...
Ne sahte şeymiş şu yalan dünya;
Güldüm ağladım, sustum ağladım..
Birgün bitecek diye bu uzun rüy'a,
Günâhımı bir bir saydım ağladım..
O güzel gençliğim bir anı oldu.
Güller açar güldüğünde o gülden güzel gözlerin
Gelin olur şu gönlüme o gülden güzel gözlerin
öyle güzel gözlerin var diye şımarma ey güzel
gömülecek öldüğünde o gülden güzel gözlerin
Mehmet Kemal Tuncel Lisesi
Benden sana bir hediye sana bu gözyaşlarım..
Akıyor delice sana bu gözyaşlarım..
Bu gözyaşlarını kıskanma ey gülüm;
Yabanın gülüne değil; sana bu gözyaşlarım...
23 Aralık 1994, Çarşamba
Varlıkta yokum; yoklukta nokta.
Zamanda gölgeyim, zeminde sem'â.
Ebede doğdum, bilmem ezeli;
Ezelsiz yaşarım; ebedsiz asla!
1989, Adana Seyhan İmam Hatip Lisesi
Gönlümde tutuşan sevdâ, sensin.
Çöllere düşüren Leylâ, sensin.
Gece rüy'âmda, gündüz aklımda
Yüzümü güldüren hülyâ sensin.
Aşkınla her geçen gün solduğum..
“Ben bir şarkı, bir türküyüm
Ben, Meryem'in yanağındaki tüyüm
Beni bir azizin nefesi uçurur
Kalbimde Allah'ın elleri durur
Cici ayaklarım iplikle bağlı
Ben onun sılası kendimin gurbetindeyim
Ey siyah gözlerin ile gündüzleri geceye; bembeyaz ellerinle geceleri gündüze çeviren sevgili… Alfabeye benimle başlayanlar, Kuran’ı hatmettiler. Bense “Ayın” harfinde takılıp kaldım. Muallim, vezinleri öğretiyor, bense “Hasretün Hasretün Hasretün Hasretün”den başka bir şey sayıklamıyorum. Gönlümdeki özleme başka bir vezinle “âh” edemiyor, sitemlerimi, kederlerimi dudaklarımdan çıkarken ciğerlerimi söküp atacak zannettiğim bir “âhhhhh” hecesinden başka bir şeyle ifade edemiyorum….
Ey siyah saçları “leylâ”, yani gecenin adı olan sevgilim… Nereye baksam, her şeyi simsiyah görüyorum. Yazı tahtası siyah, tebeşir siyah, her şey saçlarının rengine dönmüş; her şey gönlümdeki kedere üzülüp mâtem elbisesi giymişler. Artık siyahlaşan bu gündüzleri, gecelerden ayırt edemiyorum…
Sen öyle çocuk gülüyorsun. Sen öyle ne nehir bakıyorsun. Sen öyle ne güneş gibi parlıyor, sen öyle yıldız gibi koridorlarda akıyor, sen öyle deniz gibi köpüklü çayını içiyor, sen öyle ebabil gibi merdivenden koşa koşa uçuyor, sen öyle kâbil gibi zülüflerinin keskin hançerini hâbil yüreğime saplıyor, sen öyle gül gibi bülbülü kendi köşesinde inletiyor, sen öyle bir tül gibi akşamları gönlümün ufuklarını kaplıyor, sen öyle sel gibi hasretinle gözlerimden akıyor, sen öyle el gibi yanımdan geçip gidiyorsun…
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!