Dost Bildiklerim”
Bir sır gibi sakladım her derdimi,
Dost dediklerim vurdu en derin yerdemi.
Yüzü güler, sözü ballı sanırsın,
Meğer hançermiş, tam kalbimden vurdu
Dost Bildiklerim”
Bir sır gibi sakladım her derdimi,
Dost dediklerim vurdu en derin yerdemi.
Yüzü güler, sözü ballı sanırsın,
Meğer hançermiş, tam kalbimden vurdu
VUSLAT ÖNCESİ
Gittin de dönmedin yâr, yollar kaldı sessizden
Gözyaşım düştü yere, dinmez oldu bir izden
Ölüm mü ayrılıktır, yoksa vuslat öncesi?
Kalbim hep seni arar, gecem yandı gündüzden
Aşk elinden canım yandı
Canda cananım ya ali senden medet
Düşmüşüm senin ardına
Tut yakamdan ya Ali senden meded
Saki elinden içtim aşk kadehini
YA HABÎB-İ MERHABA "
Niyâz ey rûh-ı rahmet, yâ Habîb-i Kibriyâ sensin
Cemâlinle cihan pür-nûr, gönül âyînesinde mâsensin
Hüdâ’nın lutf u ihsânı, mübârek zâtına fermân sensin
Muhabbet bahr-i ummânsın, hakîkatte sâhil ü lây sensin
Ey aşk meydanının yüce sultanı,
Sende zâhir oldu Ahmed’in canı.
Aydınlatır nurun bütün cihânı,
Yâ Hüseyn ibn-i Alî, yâ Kerbelâ...
Sana pervânedir ervâhın râhı.
Ali el murtazadır imamımız
Hikmet söyler irfanımız
Mârifet ile döllenmişiz
Yalan yanlış yolumuz yok
Övünmeyiz biz neslimiz ile
Gönül sarayına girdim,
Çar anasırı bent eyledim
Kime sual edip sordum,
Bahtım yaralı yaralı.
Pervane gibi yandım nara,
Yâr Deyince İçim Yanıyor
Yâr deyince içim yanar,
Diken batar her sözüme.
Bir sel gibi gözüm donar,
Yağmur düşer her gözüme.
Cemali yüzünü kıbleğah eyleyen şaşirmaz
Kândesin cân içinde vahdet-i zât-ı eflâksın
Şimdiden gerü küllü nefsinden olur hidayet
Kutbu Cihan'ın irşat'ı Fahrî'sin efendim
Şarabı âşkın ile beni râhı mestân eylersin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!