Çıkıp semâ yı âlemi seyrân eyledim
Kerbelâ'da Hüseyin ile al kana döndüm
Eğildim turaba yüzümü sürdüm
Erenler meclisinde kanber idim ben
Abdal oldum diyari rumu kışladım
"Mecnûn-ı Nihân”
Nedir bu hâlim ey dost-i cânânem,
Giriftâr-ı derd-i bicareyem
Ne Mecnûn’a benzer, ne Ferhâd’a,
Ben ol mecnûn-ı aşk-ı nihânem.
Mecnun' ki Leyla'ya bir nazar değil,
Gureba derd-i fenadan bizar değil,
Bağban-ı Mürşid'in hayali gülzar değil
Bülbülün zarını gülden mi sandın?
O'nun sanatı,varlığın nakışında,
Melamet dilde kaldı
Halden haber veren yok
Sevdâ düşte kaldı
Hiç arayıp da bulan yok
Insanın yegane marifeti
Aşkın kuluyuz melamiyiz biz
Seyranı çark ederiz erler içinde....
Başımız da sevda kâinat tır seccade
Muhabbet içinde narı gülzarız biz
İkrar verelim Şahı velayete
Mersiye-i Şühedâ-yı İstiklâl
(Ejder Gülkokar’dan)
Ey cân u tenin verdin uğrunda vatana,
Cânân ola rûhun müebbed cennete.
Gir gönül bahr-ı âşka
Himmet ol Pir'im'de
Müptela olur ehli hâk
Meşrebimizdir Melâmi
Bir nefesi üç eyle
Hiç meylim yok bu dünyaya
Canım kurban o sultana
Eriştim ben dost vasfına
Şaha benden niyaz eyle
Himmet edersen yüzüm güler
Ali dînimdir benim, Ali îmânım ey şâh-ı merdân,
Mazhar-ı sırr-ı ehadiyyet, kutb-ı devrân-ı zamân.
Şeb-i hicrânda dil-i zârım perîşân u nâlân iken,
Tulû‘ etti mor bir şems — istâda-i cânân iken.
Ey Haydar-ı Kerrâr, ey sâkî-i Kevser-i rahmet,
Yüksekte alçakta yatan erenler
Bu alemde nesliniz varmıdır
Dediler soyumuz güruh-u naci
Girdik cemi erkâna bayramiyiz biz
Elesti rabbeküm nizam-ı kuruldu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!