Padişahı aşka olalı meftun
Melamet budağın'da as karagözlüm
Arı geçmez mi çiçeğinin dalından
Sende gam çekme ey karagözlüm
Pervaneler şemsi'nin narına düşkün
Yıkasın benimi kavim gardasım
Zehirdir muhanetin ekmeğı dahî aşı
Feleğin elinden döndüğüm göz yaşı
Silip de geçerim dost senin için
Hazan vurdu gönül bağıma gülüme
İnsan diye geçme bak
Aynadır herbiri birbirine
Ta ezelden şavkı vurur
Aynadır herbiri birbirimize
Bak ki tanı ne pelenklerden geçirdi
Hânedân-ı Mustafa’nın aşkına yanan gelsün beri,
Kerbelâ’nın çöllerinde kâna boyanan gelsün beri.
Muztaribdir kalbimiz zâlim Yezîd’in zulmüne,
Kiminde doğarsın kiminde batarsın
Güneş değilsin lâkin nurun var.
Yeşil duvağın örtüdür göze
Yine bana gel can dermisin?
Nasıp olsada varsam kapına
Yorgun bir süvari gibi döndüm o büyük kavgadan,
Sırtımda bin yıllık hasret, cebimde paramparça bir zaman.
Saçlarımdaki bu karlar, yenilgiden değil; beklemekten,
Yüreğim nasır tuttu, "belki gelirsin" diye özlemekten.
KIZILBAŞI BENDEYİM
Gidi Yezid yolumuzu kesemez
Hak meydanı Ali’den yiğit bulunmaz
Zâhir bize dar, bâtın hiç çıkamaz,
Gerçeğe erenler şahı Ali’dir.
Kızılbaşım bendeyi aleviyim
Hem yeseviyi abdalı rumî'yim
Horasandan gelen bir deliyim
Varsın desinler Kızılbaşı Velî’yim
Aslımı sorar isen hoy dan gelir
La mekân perdelerinden bir nişan iken,
Bana zuhûr eyledi sırlar kan içinde.
Üç yüz altmış altı nefes birden dolup,
Her biri devrân sürer hicran içinde.
Arz u semâ hep bana âyîn kesildi,
Ömrümün yükünü aşkın ile attım
Kaybettim bendimi aklımı sattım
Nakşedip, resmini gönlüme astım
Say ettim eşiğini lutfuna aşığım
Tatmayan bilmez seni ey yâr




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!