Önümde duran yıkılmayan bir duvar
Gölgesinde serinlediğim hayallerimi yeşerdiğim
Heybetli bir liman
Kollarıyla yarınlarıma umut uzatan bir çınar
Sarıldığında cesaret bulduğum
Varlığına değer biçemem
Bu candan ötesin dediğim
Kahır hüzünlerin önüne siper olduğum
Çalmadım çırpmadım alın terimi akıttım
Hakkım olmayanı almadım el uzatmadım
Bu gece yureklere Murivet yagdi
Dillerden tevbeler döküldü
Ayaklar kibleyi ikbale döndü
Eller pismanlikla semaya kalktı
Gozler haramlara kapandı
Kuran sesi yeri gogu inletti
Bu gece ömrüme yine sessiz, sessiz gel…
Yalnız bıraktığın hatıraları, yılları
Soldurmadan
Özlemlerimi okşayan sensizliğin rüzgârını
Dindirmeden
Yüreğimdeki sevdama acılarının kırbacını
Bu gün bol bol ağladım
Seni ve sensizlikleri sayıkladım
Deflerimdeki sen yazılı sayfaları
Sildim üstüne de yırttım
Sonra sensizliklerle dolu şiirlerim
Üstünü karaladım
Bu kalp seni unutur mu?
Yıllar geçsene de sensizliğin yokluğun üstünden
Kader deyip sineme hasreti bağlasan da
Özlemlere yalnızlığın hüznünü bağlasan da
Bu kalp seni unutur mu?
Yaşanmış yıllara nakşettiğin anlamsız sözlerini
Bülbül güle bıraktı bir veda busesi
Hasret hançeri ile yarayı deşti
Sevdanın dikenlerini türkü etti
Ayrılığın özlemini yarına merhem eyledi
Bülbül güle geceleri yanlığzlığın seranatını etti
Şu kahır, hüzün dolu ömrümde
Nice ayrılıklar gördüm
Kimi zaman üstüne bir sigara yaktım
Kimi zamanda orda burada sabahladım
Bazen de kuşların yem toplayışı gibi
Sevdamın kırıntılarını topladım
Bu nasıl ayrılık bu nasıl veda
Sözlerin yüreğimi yıkarken
Dudağının titremesi ömrüme
Taşınmayan bir sızı saplıyor
Yaşlar gözünden akarken
Bakışın nefesimin anahtarını açıyor
Sensizliğin hüzün delmelerinin
Bir türlü sonu getiremediği
Sevdamdan, fikrimden
Bir türlü çıkmadın çıkmayacaksın burdan
Gecenin ortasında kaldı sessiz, sedasız
Rüyalarım, hayallerim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!