Yeter iki kelamla bir lokma
Dönse bu can tavafla yedi katta
İki rekat namaz kılsa baki makamında
Mal mülke şan şöhrete ne gerek
Muazzamı görse yaşla huzura kapansa
Bu nefes
Ömrüme konduğun
Yüreğimde filizlendiğin
Günah sevabı ektigin
Sevdanla güzel
Huzuruna gelip el açtığım
Yüreğime neler sığıyor, sığmıyor
Kelimelerdeki öfke yanmalarını
Sevinçle hüzünle boğulmalarımı
Mutsuzluğa gömülen hatıraları
Ne yaşıyorum şu an sordun mu?
Çaresiz çırpınmalar yakınmalar
Karışır etrafa kin öfkeler kusulur
Sözler volkan gibi patlar
Sevdalar kara bürünür
Birden seslik olunur
Bir ağızdan şehitler ölmez vatan bölünmez
Vatanı vatan yapan damarındaki kan
Diye ezberlettiler
Gökyüzünü boyayan be güzel bir renk boya
Diye öğrettiler
Namusundan üstün tutu diye öğüttüler
Gönül bahçesinden komasın bu mukaddes
Aylardan kasım günlerden Perşembe
Sondu mevsimler dokuzu beş geçe
Vatanıma rüzgâr buruk buruk esiyor
Dağ, taş, bayır ağıt yakarcasına inliyor
Öyle çok sevmişken
Ayrılığı ölüm sanderken
Özlemleri an an rüzgarla dindirken
Ne oldu sevliğim
Gözlerde hasreti renkrange dolatırken
Bugün kelimeler gözler yürekler buruk
Çocuğun elinde kalan dünden oyuncak kırık
Yârin gönlünde sakladığı mendil kanlı ve sökük
Susarken silahlar boyun büküyor öksüz çığlık
Ah nerede o çocukluğum
Üç beş taş, yakar top oynamalarım
Köşe başlarında bekleyişlerim
Nefes, nefese koşmalarım
Ter rehan kalışlarım
Okulun bahçesinde dövüşlerim
Nerede O Eski Günler
Taşlı toprakl ı tozlu yollar
Sobanın etrafında yapılan koyu
Sohbetler
Dedemin ebemin bitmek bilmeyen
Masalları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!