Daha dün,
Gördüğün,
Ne düştü,
Ne de hülya!
Ateş yağıyordu dört bir yandan,
Yıkılacak sanıyordun dünya,
Bülbül diye aldım gönül bağıma,
Bir uğursuz baykuşmuşsun bilmedim…
Çiğ düşürdün nazlı gençlik çağıma,
Bir gün olsun doya doya gülmedim…
Kör oldun da döndün huysuz kırata,
“Üç Aylık Alın Terime”
Bu vefasız bir kör kuyu,
Toprak doldu tam beş duyu,
Su çıkmadan gel de uyu,
Ben kazarım çıkmaz suyu…
Delice gelirdi poyraz,
Nemrut Dağı’ndan Kâhta’ya doğru…
Sokaklarda toz bulutu oluşurdu,
Terk ederdi yapraklar dallarını,
Kuşlar gibi uçuşurdu…
Horon tepen Lazlar gibi,
Gemi yaptım kibrit çöpünden,
Özlemi işledim nakışla,
Canlandı tüm görkemiyle,
Bir yanında Nemrut Dağı,
Cendere Köprüsü diğer yanında…
Kalp dediğin hassas billur bir kâse,
Kırma sefil onarması zordur zor…
Aşk sevgidir oyun bilme rakkase,
Sırma değil canı saran kordur kor…
Umut saçtın gönül düştü aşkına,
Cenazesi yerde figan komşunda,
Balkonda mangalın elin turşunda…
Aklın kafesteki cici kuşunda,
Vatan – millet diye ötme duyarsız…
Mor sümbülüm sevda bağım baş tacım,
Gel güzelim ol gönlümün konuğu…
Can bülbülüm umut dağım ilacım,
Tek özelim sensin aşkın doruğu…
Nazlı yıldız kırp gözünü kay kana,
Damarda kan kalkar şaha,
Aşk olmuşsa coşkun Fırat…
Kumarda can ak siyaha,
Karar verir bir tek murat…
Mutlu yelse başta esen,
İnadı var sanki katır,
Ne dost bilir ne de hatır.
Tek kıblesi Euro, Dolar,
Bana seni hatırlatır…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!