Yel eğmesin bir dal gibi,
Sel almasın bir mal gibi,
Yalan olma bir fal gibi,
Sen insansın dik dur kardeş…
Kesme - yakma diri diri.
Fırat almaz senin kiri,
Çık aradan din taciri,
Bırak beni bana bırak…
Bu gün Cuma,
Gerçeği gömmüşler kuma,
Dillenen yalan,
Fitlenen yalan,
Yalan rüzgârıdır,
Özgürlüğümü çalan…
Düş işledik dantel gibi yarına,
Şafak vakti zulüm vurdu pençeyi…
Botla bastı boğaz ile karına,
Tüm bedende iz ettirdi ökçeyi…
İnsanlığı unutmuştu mahlûkat,
Etimizde zulmün kanlı tırnağı,
Hüzün dolu gönlümüzün konağı,
Can dostlardır bize direnç kaynağı,
Var olsunlar sağ olsunlar can dostlar...
Gece sen uyu,
Nöbetteyim dert durağında,
Okumak yazmak gerek,
Doldu taştı yine,
Gönlümdeki her terek…
“Kara günün eseri”
Yanıt istiyorum yanıt!
Dertli annem! Çilekeş babam!
Canlarında can bulduklarım…
Canlarına kurban olduklarım…
Şirin Kâhta’m düz ovada bir gülsün,
Çok özledim peynirini narını…
Ayaz vurmuş hüzün dolmuş gönülsün,
Derdin derdim duydum ahu zarını…
Nice baykuş öter olmuş bağında,
Şişede sulu cindi,
Süzülerek bardağa indi,
Geçti boğaz köprüsünden,
Sinirlere bindi,
Sülük gibi emdi efkârı,
Esti rahatlama rüzgârı,
Bir kolun yâr mavi ipek yorganım,
Diğer kolun yastık oldu başıma…
Senin sevdan, yaşam bağım, urganım,
Yağ, tuz - biber sevgin benim aşıma…
Mavi gökte, doğan güneş gözlerin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!