Fırat’ta, Dicle’de köhne bir salım,
Deftersiz - kitapsız sözlü masalım,
Kâh zulümden kaçak, kâh da yasalım,
Mezopotamya’yım bağrı yanığım…
Tarihim, tanığım birçok döneme,
“Yeğenime Sevgilerimle”
Aç göz çağda viran bağda bir fidan,
Yıktı bendi zoru yendi genç Sinan…
Umut ağda kızgın yağda gün zindan,
Çıktı kendi aştı fendi gör inan…
Bu nasıl köy Musa amca?
Kuş kalmadı kaça kaça,
Ak ak oldu bak şu saça,
Olmaz olsun böyle gurbet…
Yağan dert mi, yağan kar mı?
Öğretmenim!
Ben bir çocuğum,
Taze fidanım,
Çok narindir canım,
Dünyaya ilk adımım,
Yeni başlıyor yolculuğum...
Geçti evlat bahar, yazım,
Yürek volkan derin sızım,
Kayıp gitme can yıldızım,
Umudumun çiçeğisin…
İnanmışım sana inan,
Türkiye yedi bölge,
Zorbalar her yerde karanlık gölge…
Güneydoğu derler bizim bölüme,
Umuttur bereketli topraklar,
Bel bağlamış çileli halkım,
Nice peygambere
Bir dayı bul Ankara’da,
Yoksa işin yatar Mahmut…
Boş oturma sen burada,
Yoksa işin yatar Mahmut…
Yıkılır düş söner umut,
Karga beyin gak bebesi,
Başımızda laf ebesi,
Bir şey bilmez çokbilmişin,
Yalandandır tüm tövbesi…
“ Bütün güzel insanlara saygılarımla”
Parğacekli Mehmet vardı,
Ayağında Kâhta şalvarı,
Başına kasket takardı…
Orta boylu ince esmerdi,
Prangalı bir çığlığım cihanda,
İçin için ben yanarım dumansız…
Sana tutsak tüm varlığım bu handa,
Sevdan ile soldum gülüm zamansız…
Yanık bağrım ilk göz ağrım menekşem,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!