Bir yel gibi girdi cana,
Sol yanıma çöktü sevda…
El tabibi vurdu çana,
Ciğerimi söktü sevda…
Gönlüm artık bil kim emin,
Bak dur sen aynaya muşmula surat,
Kafanda tilkiler yüreğin kara…
Soygun bulvarında durmadan tur at,
Kangrene dönüştü açtığın yara…
Haram sofrasında kurmuşsun bağdaş,
Yeter artık dur be arsız,
İki gözüm zaten çeşme…
Bedenimde oldun sakız,
Derdim ağır yaram deşme…
Çocuklarım bekler yolum,
Sitede düğün var herkes neşeli,
Kimi bol dualı kimi şişeli,
Yaram var mühürlü hem de kaşeli,
Ele düğün garip gönül sen de gül…
Kan gölüsün Pirin palas,
Eller konuk etti sana,
Evdekiler tutuyor yas,
Erir içim yana yana…
Zulme mesken Pirin palas,
Yağlı kendir bu gam - keder,
Yok bir dalın aman gönül…
Kara sevda heder eder,
Senin halin yaman gönül…
Kara bela aşkın gözü,
Kin ile örülmüş taştan duvarlar,
Vahşetin markası on iki Eylül…
Tıkaç kirli çorap çıkmaz havarlar,
Kanlıdır parkası yiğitler melül…
Kollarda derin iz zincir yarası,
Acıların kileri bu yürek,
Kardeş acısı başta…
Evlat acısı zor,
Anne – baba acısı hele…
Çevremde aç insanlar,
Dokundu tetiğe kirli parmağı,
Kalbinden vuruldu düştü Mehmet’im…
Yıkıldı başıma Dünya’nın dağı,
Ciğerime ateş düştü Mehmet’im…
Orman fakültesi orman içinde,
Bugün Cuma,
Mersin’de Akdeniz sahilinde,
Uzandım sıcacık kuma…
Sol ayağım masmavi sularda...
Ey!
Sağ ayağım!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!