Çığlık çığlık yürek duyan yok sesi,
Dönmüş bombalanmış viran şehire…
Söze sahip olmuş insan teresi,
Hüznün gözyaşları döndü nehire…
Çıkar kılıç olmuş dostluktan kını,
Havan batsın kız fosforlu Cevriye,
Bu evreni ben yarattım çalımın…
Sıvan atsın dama atar devriye,
Gör çehreni kalmaz hiçbir alımın…
Kültürün yok kitap değmez eline,
Bu hırs niye kendine gel Bergüzar,
Ayna kırık Fırat akmış gözünden…
Sazda sözde bahar yazda ahu zar
Kazan kaynar yüreğinin közünden…
Fırtınasın bulamadım yönünü,
Biraz önce gün dün oldu yorgundu,
El salladık benle limon ağacı…
Ay Güneş’in ışığına vurgundu,
Yıldızlardan dilendim dost ilacı,
Çöktüğüm taş dalgalarla sevişti,
Bir dilber doğurmuş ela gözlümü,
Bal ile yoğurmuş melek yüzlümü,
Nikâhlayın bana canım sözlümü,
Hasret hançer olmuş gönlüm perişan…
Saat, günler hazan, ezik saniye,
Efkâr dağım hüzün ağım toprağım,
Bir güz günü yandı canım gör Kâhta’m…
Soldu bağım gençlik çağım yaprağım,
Dön süz dünü dondu kanım gör Kâhta’m…
Sende açan solan gonca bir güldü,
Bir asırda arpa boyu,
Yol almamış Kâhta köyü…
Kim bölecek bu uykuyu?
Yazık benim insanıma…
Paşalar gördü bu ülke,
Hamidiye paşaları…
Rüyalarında bile,
Uzaklardı defter kalemden,
Salya sümükleri Fırat,
Fermanla alınmış rütbe,
Nasiplendi dostlar dolu kasanda,
İşkembeler şişti her gün masanda,
Başın dertte şimdi etrafına bak,
Kaç kişi derdinde senin tasanda?
Gençliğimin hayali,
Bu günümün düşü,
Yarınlarımın umudusun…
Çağdaş Kâhta sevdası,
Bir güzel sevda,
Bir tatlı sevda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!