Nazlan,sallan, yaprak düşür
Fakat,acele etme kurumak için
Sadece kuşlar değil
Rüzgar bile dal arar konmak için
Bilmedim,kuş dilinde ölüm kaç kelime
Gittin,yaralı bir gökyüzü bırakıp üstüme
İçimde kendime bile yer kalmadı
Gömdüm seni toplu kabul önüne
Gençliğimin çiçek açtığı en güzel yıllarında
Yürüyordum,hayata açılan toprak yollarda
Elimde küçük bir çanta,ayakta kara lastik
Maden ocağındaydım,gözümü açtığımda
Mesleğimi sordular,dedim bir öğretmenim
Mona Roza, bahçıvanı ölen bir gül
Daha yaşarmış 3 yıl 6 ay 21 gün
Yakasına yapışıp sarsmalıyım Maslow'u
Tekme atmalıyım piramidine
Karın tokluğuna çalışırken
Geniş bir evin hayalini bile kurmazken
Neden gökten gelen kelimeleri seviyorum
Neden satırlar arasına yatıp uzanıyorum
Layık değilsin affa,çık git huzurdan
Derse Allah,halini bir düşün Latif
Cehennem ateşi sararsa dört yandan
Bedenin küllere döner bir gün Latif
Aldığın her nefesi burnundan bildin
Dakyanus'tan kaçıp Kursa sığınmışım
Kıtmîr'e özenip eşiğe uzanmışım
Sûr'u beklemeden yürümüş dağlar
Savaş bitmiş, nöbette uyuyakalmışım
O gemi bir gün gelecek İsmail abi
Dün kanatlarını çırpa çırpa anlattılar
Toplu kabul önündeki kuşlar
Onlar da topal martıdan duymuşlar
Hem de iki mavinin düğümlendiği yerden
Önce baca sonra güverte
Sevgili yayla, işte döndüm sana
Taşların diplerinden, ağaçların gölgesinden ruhumu parça parça toplayarak
Karlı dağların poyrazına, kutlu bir çeşmenin akışına sığınarak
Sol yanımda böbrek, sırtımda mezar taşı tutarak
Üzeri çizilmiş,iadeli taahhütlü mektup olarak
İstanbul gibi ikişer ikişer yaşlanarak
Eskiden göçerken bir yayladan bir yaylaya
Dönüp bakardım varıncaya dek yarı yola
İçim burkulur,gerilirdi sırtımdaki yay
Tekrar koşar, sarılırdım ardıca oluğa
Ayrılalım diyorsun,işte ihs işte havuz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!