KÜÇÜĞÜM
Küçüğüm…
Dizlerim yaralı, avuçlarım toprak kokar hâlâ,
Koşarken düşmeyi dert etmediğim günlerden kaldım.
Bir gökyüzü vardı cebimde sakladığım,
Şimdi bakıyorum… sığmıyor içime aynı mavi.
Küçüğüm,
Korkularım bu kadar büyük değildi eskiden.
Karanlık sadece ışık kapandığında gelirdi,
Şimdi gözlerimi açsam da gitmiyor bazı geceler.
Bir oyuncağım kırıldığında ağlardım,
Dünya o kadar küçük, o kadar basitti.
Şimdi kırılan şeyler görünmüyor dışarıdan,
Ama içimde parçalanan çok şey birikti.
Küçüğüm,
Ne çabuk büyüttüler seni fark etmeden?
Hangi gün vazgeçtin koşmaktan,
Hangi akşam sustun sebepsizce?
Eskiden bir “gel” yeterdi mutlu olmaya,
Bir el tutuşu dünyaya bedeldi.
Şimdi kalabalıklar içinde yürürken,
Bir tek samimiyet eksik her şeyde.
Küçüğüm,
Gülüşün daha içtendi hatırlıyor musun?
Şimdi aynaya bakınca,
Gözlerin gülmeyi unutmuş gibi.
Bir zamanlar hayallerin vardı,
Renkli, büyük ve korkusuz.
Şimdi hayal kurarken bile düşünüyorsun,
“Ya olmazsa?” diye başlıyorsun cümlelere.
Küçüğüm,
Sana bir şey söylemek isterim yıllar sonrasından:
Büyümek her şeyi çözmüyor,
Sadece soruları değiştiriyor bazen.
Ama yine de…
İçinde bir yer var hâlâ senin,
Koşan, gülen, düşüp kalkmaktan korkmayan.
Ne olur onu tamamen kaybetme.
Çünkü hayat yoracak seni,
İnsanlar eksiltecek bazen.
Ama o küçük kalbin,
Her şeye rağmen yeniden sevmeyi bilecek.
Küçüğüm,
Eğer bir gün çok yorulursan,
Gözlerini kapat ve beni hatırla:
Toprak kokan ellerini, saf gülüşünü.
Orada hâlâ bir yer var senin için,
Hiç kirlenmemiş, hiç kırılmamış.
Ve ben söz veriyorum sana,
Ne olursa olsun… seni unutmayacağım.
Kayıt Tarihi : 26.03.2026 23:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!