Bilmiyoruz.
Anlamıyoruz.
Nasıl geçiyor seneler?
Farkına varamıyoruz.
Dökülüyoruz hayattan birer birer...
Ölüm üstüne
Ellerde gözyaşı, semada dua
İner gökten sana her türlü ihsan
Korkuya kapılma; köpüren dünya
Varlık bir menzildir, çatmalı insan
Nefs bir hükümran, kalpler pek kirli!
Doğrusu bu ya; bazı zaman birine veya bir şeye duyduğumuz duygusal yakınmalar kendi iç yüzünde hesaplaşmadan ziyade neşeleri, sevinçleri kursağımızda bırakır. Bu bir hayal kırıklığı mıdır bilemiyorum ? Gerçek manada henüz çözülmesi gereken onca hayal kırıklığı yaşatanlar, acaba kendileri de, bu alaşağı eden rüzgarda savrulup duruyorlar mı, çok merak etmişimdir. Yoksa adına saflık mı demeliyiz. Sanmam! Bu başka bir anlam yükler saf akan öz suyuna, saflığın ne demek olduğunu, neye sarılıp nasıl yaşadığını bilmediğimiz sürece, zihnin bulanık sokaklarında karanlık içinde yürümekte zorluk çekeriz.
Bazıları saflığın ne anlama geldiğini bilmeden karşısındakine ''Ne safmışsın!'' diye serzenişte bulunur. Bunu karşısında ki bireye hiç kimse söyleme hakkına sahip değil. Bu düpedüz adilik, adaletsiz bir davranış biçimi, aşağılayıcı ve inciltici bir dokunuştur.. Oysa ki saflık, temizlik demek, kirli bir ruhtan arınmak demek, temiz bir ruha kavuşmak demektir. İç dünyasında kendine bir yer edinmesi için var gücüyle saflığın semerinden aşağı inmemesi gerekir. Aslında saf olmakla suçlananları dikkatlice gözlemlerseniz, yüreklerindeki masumiyeti gözlerinden okursunuz. Bilmeliyiz ki, saflık (temizlik) elden giderse, insanın iç dünyası burkulur ve gök kubbede fütursuzca dolaşan karabulutların siyahi rengine boyanmış bir dünya meydana çıkar, buda insanın kendi öz nefesi dahi olmayan havayı soluması güçsüzleşir, telef olur. Allah saf denilen ama saflığı tertemiz yüreğinin yansıması olan insana kendi nurundan yansıtmıştır. Tebessümü sıcacık ve içtendir. Haset, kin ve hinlik bilmez, bilmediği gibi bu duyguları yaşamadığı için de içi dışı birdir..
Yaşam demem, gama salan don buzdu
Öksüz kaldım, sustum beni kurutdu
Ruhum sendelendi, gönlüm yoruldu
Kokmuş bir düzene sen doğdun hayat
Sabır ektim katman katman şekline
Kim bilir, sen bensiz nerelerdesin
Bir bilsem yanına varırım şimdi
Sigaramda duman, içimde fersin
Düşünce odunda yanarım şimdi
Acıya gark olan gönlüm sahipsiz
Sana ömrüm dedim nazlı sevgilim
Ağlattın gönlümün hep arzusunu
Muhtaçtım ben sana eridim bittim
Seni seven şu aşık gönül yorgunu
Sebebi sensin, sebebi sensin
Acı anılarda boğdum kendimi
Bırak laf etmeyi bırak...ey devlet! Diyorum.
Şehit kanına karşı bende kan istiyorum.
Hayat dolu günlerden ayrılık bizi çaldı
Mazide kalan günler bana oldu yabancı
Çiçek gibi pek narin sevgi kalplerde baldı
Bir yudum sevda imiş; bilemedik çok acı
Gelsin o güzel günler tekrar göz göze baksın
Seni bir heves için bu kalbime yazmadım
Söküp atmak istesem bana gururum kızar
Beni hergün mahveden kadere küsen yazgım
Suçlu bir kul olmuşum söz biter çile başlar
Sevgilim etme zulüm ufacık bir kalbim var
Aşk şarkısı söyle bana
Deli gönül makamından
Sevenler çekilsin yana
Sana olan saygısından
Sevda mevsiminde bahar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!