Her sonbahar bir şairin hüzünlü düşüdür
İçini sızlatan ayaz değil
veda ederken son görüşüdür...
Bak
yine döküldü yapraklar, soldu Gül
Darda mısın
darda mısın?
üzüm bitti bağda mısın?
Hala beni seviyorsa
hiç boş yere ağlamasın
Her silah
Bir ara
merhametsizliğe doğruldu
Ama faili kendinden soruldu
Her yara
Zam gelecek diyorlar yine alkole
Ben ona, o hasrete köle
Boşaltsam elimdeki anasonu
maya tutar mı göle?
Sarılsan bana sevginin sonsuzluğuyla öpsen
İnsan sevmekten vazgeçince
kabuk tutarmış yarası
Sanıyorsun ki bir zaman sonra kanamaz...
Oysa hala yüreğimizde taze izleri.
Demek ki aşk bizden
Tanrım
Ben masum bir günahkarım
Cennetin hiçbir zaman olmayacaksa bana yar
Feryadımla acı çeken cehenneminin
ne günahı var?
Şarkılara sığınmış gizli duygular
Yalnızlığa yaren
Ayrılıklardır şiiri besleyen
Yüreğim yağmurlara hasret
sevda kokan susuz fesleğen
Uzun lafın kısası
Musanın asası
yarınca denizleri ikiye
her biten aşk bir firavun doğurdu...
Kimi iman etti sevdalara
kimi yüreklerde boğuldu
Hayatım
düşük bütçeli bir filmdi
Hayallerim
kimsenin ilgisini çekmeyen fragman.
Sen yeter ki verdiğim savaşa sarıl
Güneş doğmadan
Karaciğerimi yormadan
Son bir ısırık daha Elmadan
Hatırladıkça eskileri
Saçlarımı yolmadan!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!