Ve unutma:
Sen, birinin tereddütsüz seçtiği;
Gururla yanında durduğu, savunduğu;
Kıymetini bilerek emek verdiği kişi olmak için yaşıyorsun.
------------------------
Bir süredir ortalıkta dolaşan ortak bir kalkan var.
Adı da çok havalı: Travma.
Artık herkesin cebinde hazır bir savunma cümlesi:
“Ben çok şey yaşadım.”
Çünkü unuttuk:
İnsan, yalnızlıkla değil; yüzüne bakan bir çift gözle, sesindeki titremeyi duyan bir yürekle iyileşir.
Ama biz bunu hatırlayana kadar, belli ki daha çok kişi sanal kalabalıkların ortasında sessizce yapayalnız kalacak.
--------------------------------
Güneş, perde aralığından süzülürken,
Soğuk yastıklar sessizce dokunur tenime.
Yanım boş…
Sanki gece, birini alıp götürmüş gizlice.
Çarşaf kırışmış ama suskun,
“Bir Kadının Yalnızlıkla Kurduğu Asil Antlaşma”
Kimileri için hayatım gecikmiş görünebilir,
Kimileri için eksik, yarım ya da sessiz…
Ama ben biliyorum:
Hiçbir şey için geç değil,
Boş sokaklarda yürürken,
Gölgesi omzunda bir arkadaş gibi.
Rüzgar fısıldar eski şarkıları,
Ve yapraklar, adımlarının ritmiyle dans eder.
Yalnızlık, bir eski kitap gibi açılır dizlerinde,
YANILSAMA
Bıraktığımız yerde değil artık hiçbir şey,
Ne yollar aynı, ne taşlar, ne gökyüzü.
O eski kahkahalar, o ateşli bakışlar
Yalnızca hafızamda titrek birer hayalet.
Yanlış kadını seçmek, bir erkeğin ruhuna sessiz ama keskin bir yara işler. Başlarda sözleri, bir umut gibi düşer kulaklarına; verdiği her söz, kalbinin kıyısında bir ışık yakar. Ama zamanla fark edilir ki, bu sözler yalnızca boş bir yankı, tutarsız bir melodiden ibarettir; her vaadin ardında sadece sessizlik kalır.
Yanlış kadın, verdiği sözü tutmaz. Kendi çıkarlarının peşinden sürüklenir, erkeğin beklentilerini hiçe sayar. Sevgi sözcükleri dilinde bir yalan gibi dolaşır; güven yerini belirsizliğe bırakır, huzur ise yorgunluğa dönüşür.
Ev, bir sığınak değil, mücadelenin her gün yeniden sınandığı bir arenaya döner. Onun yanında olmak, erkeğin sabrını, emeğini, sevgisini sınayan bir ritüeldir. Her sözde bir boşluk, her vaat karşısında yeni bir hayal kırıklığı belirir.
Birisini çok sevdiğinizde, o sizi çok üzse de onun yanında ağlamak istersiniz. Çünkü kalp, inciteni değil; teselli edeni hatırlar. Bazen en ağır sözler onun ağzından çıkar, en derin yaralar onun ellerinden açılır, ama siz yine de gidip aynı ellere sarılmak istersiniz. Çünkü sevgi, acının kaynağıyla teselliyi aynı bedende bulma çelişkisidir.
O size korkunç bir şey yapsa da yine de onun kollarında huzur ararsınız. Çünkü kalp, mantığın çözdüğü denklemleri bilmez; kalp yalnızca ait olduğu yeri tanır. İnsan, kimi zaman en güvenli limanı, en çok fırtına koparan suların içinde bulur.
Birini çok sevdiğinizde, size bin kere de yalan söylese, yine de herkesten çok ona inanmak istersiniz. Çünkü o yalanların içinde bile duyduğunuz tek şey onun sesidir; o ses ise sizin için gerçeğin ta kendisidir. Bir sözünün doğruluğunu sorgulasanız da, o sözün size ait oluşunu sorgulamazsınız. Sevgi işte böyle bir körlüktür: insanın gözünü değil, yüreğini bağlar.
Bir masam vardı; sessizliği senin nefesin bölerdi.
Gece eğilirdi üzerime, gölgen düşerdi sayfama.
Kalem seni bilirdi;
Bir kelime yazardım, bakışın kadar uzun sürerdi yolculuğu.
Ben yazdım, sen bekledin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!