Kör Kurşunlar İçinde Şiiri - Halil Kumcu

Halil Kumcu
677

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Kör Kurşunlar İçinde

Kör kurşunlar içinde, duman tüter ocaktan;
Ölüm haberim gitti, sılaya ta uzaktan.
Vuruldum kan içinde, geldim şu musallaya;
Ne diyelum sevdiğum, düşürdüler pusuya.

Kör kurşunlar içinde, yârum giymiş karalar;
Tabibim çare bulmaz, içten kanar yaralar.
Kemençenin telleri, feryat eder bağrıma;
Ne diyelum sevdiğum, yetişen yok dâdıma.

Kör kurşunlar içinde, her sokakta adımız;
Mahşere kaldı bizim, saf çocukluk aşkımız.
Gelinlikler yas tutar, sandıklarda sararır;
Ne diyelum sevdiğum, doğacak gün kararır.

Kör kurşunlar içinde, babam bükmüş belini;
Kimse silmez gözünden, akan hicran selini.
Bizi vuran zalimler, gün yüzü görmesinler;
Ne diyelum sevdiğum, murada ermesinler.

Kör kurşunlar içinde, feryat eder anacım;
Çeşm-i Cihan Amasra oldu, benim mezarım.
Al kanlara boyandı, gömleğimin akı da;
Ne diyelum sevdiğum, kaldık düşman ardında.

Kör kurşunlar içinde, fındık dalı kırıldı;
Şu sahipsiz gövdeme, kefen fistan sarıldı.
Genç yaşımda göçerim, doyamadım yâruma;
Ne diyelum sevdiğum, kıydılar şu canıma.

Kör kurşunlar içinde, toprak sarmış tenimi;
Unutmasın o yârum, elle kazsın kabrimi.
Halilî’nin destanı, dilden dile söylenir;
Ne diyelum sevdiğum, yalan dünya eğlenir...

Şairin Notu: Şairin Avazından Okura Bir Çift Söz…

Gönül dostu, dert ortağım…

Elinde tuttuğun bu sayfalar, yalnızca mürekkeple kâğıdın buluşması değil; Karadeniz’in dumanlı dağlarından, Amasra’nın o masmavi, yürek yakan dalgalarından kopup gelmiş bir feryattır. Bilirsin, bizim buralarda acı salt bir hüzün değildir; kemençenin teline basar gibi inletir bağrı, fındık dalının kırılışı gibi sessiz ve derinden can yakar.

Bu destanı yazarken mürekkebim gözyaşı, kelamım ise gencecik yaşında toprağa yâr olanların dilsiz avazı oldu. "Kör kurşunlar içinde" kalan sadece bir beden değil, sandıkta sararan çeyizler, beli bükülen babalar, feryadı göğe yükselen analar ve mahşere devrolan saf çocukluk aşklarıdır.

Söz uçar, türkü kalır derler… Ben içimi sana döktüm, Halilî’nin bu dertli destanını da senin o güzel gönlüne emanet ettim. Olur da bir gün yolun Çeşm-i Cihan Amasra’ya düşerse, ya da bir yerlerde bağrı yanık bir Karadeniz havası duyarsan; haksızlığa, pusuya, yarım kalan sevdalara bir Fatiha, zalimliğe karşı da bir dik duruş borcumuz olsun.

Yalan dünya dönüp duruyor, biz gidiyoruz ama bu türkü dilden dile seninle yaşayacak.

Gönlüne, nefesine eyvallah…

Şiirden geriye kalan satırlar:

•Bir yiğit toprağa düşünce, ardından en çok anasının sesi yetim kalır.
•Sevda yarım kalınca, düğün türküleri bile ağıda döner.
•Kemençe sustuğu gün değil; sevdiğini kaybettiği gün ağlar.
•Bir kurşunun susturduğu dili, yıllarca söylenen türküler konuşturur.
•Kurşun yarası kabuk bağlar; sevda yarası ömür boyu kanar.

03 Temmuz 2026 / Cuma / Bartın

Halil Kumcu
Kayıt Tarihi : 2.07.2026 09:16:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!