İçinde yıkımlar varsa
dışında bir şehir kurarsın.
Taş taş üstüne,
güneş güneş üstüne
bir ses yükselir göğsünden.
Dilin lal değil artık,
dilin ekmek gibi sıcak,
su gibi açık,
çocukların avuçlarında çoğalan
bir bahar türküsüdür.
Gülümsemen masum değil yalnız,
bir direniştir biraz da;
gecenin alnına sürülmüş
aydınlık bir mühür gibi.
Konuşursun.
Yaran kanarsa da konuşursun,
çünkü kanayan yer
bir gün kabuk bağlar,
kabuk bağlayan yerden
bir çiçek çıkar.
Sol yanında devrim varsa
kalbin boşuna çarpmaz;
bir kuş kalkar içinden,
kanadında bütün keşkeler
birer birer düşer toprağa.
“Ah” dersin belki,
ama ahın bile
göğe bırakılmış bir tohumdur.
Rüzgâr alır onu,
uzakların en yorgun yerine
umut diye eker.
Bir yanda kalbin,
bir yanda dilin;
ikisi de acımaz artık birbirine.
İkisi de aynı türküyü söyler:
Yaşamak!
Yeniden başlamak!
Karanlığı omuzlarından atmak!
Susmazsın bu geceye inat,
gündüzlere de inat değil
gündüzleri çoğaltmak için konuşursun.
Baharı beklemezsin yalnız;
baharı çağırırsın.
Kışı da çağırırsın,
çünkü bilirsin:
karın altında bile
toprağın kalbi sıcaktır.
Ve hislerin çocukça filizlenirse
utanmazsın bundan.
Çocukluk, dünyanın
en büyük cesaretidir.
Yaraların yıkım değil artık;
geçtiğin yolların haritasıdır.
Dilinde ah değil,
uzun uzun, zarifçe
hayat vardır.
Kayıt Tarihi : 8.07.2026 23:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, çok konuşmak isteyip de geçmişin yaraları yüzünden susan birinin hikâyesidir. İçinde biriken kırgınlıklar, kayıplar ve söylenememiş cümleler vardır. Her şeyden sonra kalbi kendini korumayı öğrenmiş; sevgiye yaklaşırken bile temkinli kalmıştır. Sonra hayatına biri girer. Bu kişi, yaraları bir anda iyileştiren bir kahraman değildir. Sadece varlığıyla geceyi biraz daha katlanılır, sessizliği biraz daha anlamlı kılar. Şiirde geçen “senin adınla toparlanır gece” sözü, tam da bunu anlatır: İnsan bazen birinin sevgisiyle değil, o sevginin mümkün olduğuna yeniden inanarak ayağa kalkar. Şairin dili artık suskun değildir; çünkü sevdiği kişinin adı dudaklarında bir gül yaprağı gibi hafif, ama kalbinde bir meydan kadar geniştir. Yara hâlâ vardır, acı tamamen kaybolmamıştır. Fakat artık o acı, kişiyi içine kapatan bir karanlık değil; sevdiğine doğru yürümeyi sağlayan bir bahardır. Şiirin sonunda “Kalbim seni seviyorsa / dilim de sana açılan bir meydandır” denmesi, aşkın sadece duygusal bir sığınak olmadığını söyler. Bu aşk, korkuya karşı konuşmak; geçmişe rağmen yeniden güvenmek; suskunluğun içinden cesaretle çıkmaktır. Bu yüzden şiirin hikâyesi, yaralı bir kalbin birini severken yeniden hayata karışmasının hikâyesidir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!