Sahi,
terk edişlerin bir rengi,
özlemin bir kokusu
var mıdır?
Nedendir bilmem;
bazen gecenin içinden
sana benzeyen bir koku yükseliyor.
Önce
pencereleri kapatıyorum.
Sonra
içimde sana açılan
ne kadar kapı varsa
birer birer.
Ama nafile...
Kokluyorum.
Ürküyorum.
Kokuyorum.
Korkuyorum.
Çünkü insan en çok unutmaya çalıştığı yerde hatırlıyor.
Oysa seninle yağmurlu bir günde
şemsiyesiz yürümekti en güzel hayalim.
Bir sokağın ucunda iki ıslak gölge...
Omuzlarımızdan süzülen yağmur
ve dünyanın bize değmeden
yanımızdan geçip gitmesi...
Bu hayalle kaç geceyi sabaha bağladım bir bilsen.
Belki sen hiç bilmedin.
Belki de ben bir ömrü hiç yaşanmamış bir anının
içinde eskittim.
Şimdi bomboş duvarlara bakıyorum.
Duvarlar susuyor.
Saat susuyor.
Gece susuyor.
Bir tek yitip giden zamanın
ayak sesleri var.
Ve ben gecenin en zifiri yerinde
sana dair ne varsa
birer birer söküyorum içimden.
Hem de kendi ellerimle.
Bir fotoğrafı değil;
bir ihtimali.
Bir hatırayı değil;
bir ömrü.
Bir seni değil;
sana inanmış
kendimi.
Ne acı...
Bir zamanlar avuçlarımda
emek emek büyüttüğüm,
bir ömür verdiğim bu sevdayı
şimdi yine aynı ellerle
toprağa veriyorum.
Vedasız bir vedaydı seninki.
Kapı kapanmadı.
Bir el sallanmadı.
Son bir cümle havada asılı kalmadı.
Sadece bir insan eksildi hayatımdan.
Ve sen giderken benden de
bir parça götürdün.
Sonra ardında bıraktığın boşluğu
yalanlarınla örmeye çalıştın.
İnkar ettin.
Ben sustukça başka hikayeler anlattın.
Oysa ben hikayeni değil,
hançerin yerini biliyordum.
Her inkar edişinde
yüreğimin içinde
biraz daha çevirdin onu.
Öyle geceler oldu ki
sabahın geleceğine değil,
benim dayanacağıma
inanmadım.
Saatler geçti.
Karanlık büyüdü.
Ve bir gece yüreğimin içinde
bir şeyin öldüğünü duydum.
Adını koyamadım.
Belki bendim.
Belki de sen giderken
ikimizin adına bıraktığın son şeydi.
Şimdi anlıyorum;
bazı insanlar hayatından çıkmaz.
İçinden çıkar, yarınlarından gider.
Ve insan onları unutmaz.
Sadece onlarla yaşamayı bırakır.
Ben de bırakıyorum.
Bu gece sana dair ne varsa
birer birer söndürüyorum.
Sesini...
Gölgeni...
Yalanlarını...
Ve en çok da sana inanmış
o eski beni.
Sonra pencereyi açıyorum.
Gece içeri giriyor.
Karanlık odanın bütün köşelerine dağılıyor.
Ve yine...
Sana benzeyen o koku yükseliyor
bir yerlerden.
Bu kez pencereyi kapatmıyorum.
Çünkü anlıyorum;
bazı kokular
bir insandan kalmaz.
Bir yaradan kalır.
Ve bazı vedalar
hiç söylenmez.
Sadece bir ömür boyunca
içinde kokar.
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 01:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!