Seni sabah akşam mavi gökyüzü,
Dağların tepesi toprağın yüzü,
Günleri , ayları , kışı ve güzü,
Öptü de ben neden öpemedim ki?
Rüzgâr sayfa sayfa ömrümden siler.
Ah bir kalkıverse şu mesafeler.
Seni ramazanlar nice kandiller,
Gördü de ben neden göremedim ki?
Sen bir ateş olsan közden tanırım.
Canıma can katan gözden tanırım.
Gezdiğin bayırdan düzden tanırım.
Gitti de ben neden gidemedim ki?
Bastığın eşikler, karanlık oda,
Yüzünü gizleyen kırık aynada,
Seni her seherde o son duada,
Duydu da ben neden duyamadım ki?
Heykel gibi dimdik artık bastonun,
Giydiğim bu eski hırkası onun,
Sırrı çözülmüşse gittiğii yolun,
Vardı da ben neden varamadım ki?
Alnımı koyduğum bu nemli toprak,
Üstünde sararan kurumuş yaprak,
Gözümün önünde parıldayarak;
Yandı da ben neden yanamadım ki?
Sus ey deli gönlüm ağlamana bak!
Onu senden çalmış şu kara toprak.
Yoluna ağaçlar hep yaprak yaprak,
Serdide ben neden seremedim ki?
Bugün cansuyudur bu gözyaşları,
Neden bırakmaz ki arkadaşları?
Seni soğuk soğuk mezartaşları,
Sevdi de ben neden sevemedim ki?
Helal et hakkını, ey canım annem,
Sensiz kül fırlatır içimde sinem.
Camları okşayan şu sıcacık nem,
Öldü de ben neden ölemedim ki?
Serhat Aygün Tüfekçi
Kayıt Tarihi : 24.06.2026 22:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!