"Ruhum, kimlere yandın, kime oldun müptela?
Sen sus ey gözyaşlarım, bu aşk başına bela!
"Her sükûnet ardından yeni bir feryat başlar,
Bir parça karanlığa mağlup olan dünyada;
Didişmek şöyle dursun, yapılır mı savaşlar?"
*************
Sararken ufukları firkat yüklü elemler,
Şehirler üzerinde bir el rengini demler.
Fark eder insanoğlu güneşin ölümünü,
Bir veda edemeden kaybolup giden günü.
Sarılır kızıl eller yavaş yavaş dağlara,
Ruhum şimdi meftundur teklifsiz akşamlara.
Yollar yorgun, su bitkin, deniz bağrında uyur;
Kapımdan süzülerek içeri gel de buyur!
Bu karanlıkta huzur, bu karaltıda dua...
Yıldızlar şöyle dursun, arş döksün sana şua!
Saçlarım kadar derdi akıtarak aleve,
Sana sığınıyorum, kölenim seve seve.
Tarifsiz o rengine bedenimi kat gitsin,
Ruhumu döşek eyle, penceremde yat gitsin!
O müşfik uyuduğun rıhtımın taşı olsam,
Selvi boylu çamların dalı, sırdaşı olsam;
Çekerek ciğerime çiçeklerden kokuyu,
Ölümsüzlük yurdundan "akşam" adlı dokuyu.
serhat.aygün.tüfekçi
Serhat Aygün TüfekçiKayıt Tarihi : 24.06.2026 22:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!