Vatan sandığım bu topraklar bana yabancı oldu bugün
Adım atsam izim kalır sanki en kirli mahkemede
Gözlerimde biriken yaşlar susuzluktan kurudu bak
Hangi yola çıksam önüm kesilir kalın duvarlarla
Bana bu sürgünü reva görenler utansın derim
Gecenin en koyu rengi siner üzerime her akşam
Yıldızlar bile kaybolur bu garip şehrin üstünden
Kimseye anlatamam içimdeki bu derin sızıyı
Gurbet elde ömür tüketen bir garip yolcuyum ben
Her nefesim zehir zıkkım düşer can kafesime
Yalnızlık en sadık yoldaşım oldu bu yollarda
Bileğimde görünmez demirden ağır kelepçeler var
Gidenlerin arkasından bakakalır hep bu gözler
Toprak bile kabul etmez sanki benim naçiz cesedimi
Rüzgar bile soğuk eser yüzüme bu diyarda
Kimsesiz kalmanın acısı çöker omuzlarıma da
Hangi kapıyı çalsam yüzüme kapanır ardına kadar
Gönlümdeki umutlar birer birer soldu toprağa
Zaman amansız bir cellat gibi keser nefesimi
Yaban ellerde kayboldu gitti bütün gençliğim
Gözlerimde dondu kaldı masmavi bir hüzün
Hasretinle kavruluyor bu kimsesiz geceler
Hangi taşa dokunsam hep kanar eski yara
Zaman sessiz bir cellat gibi keser nefesimi
Yalnızlık odama çöker en ağır yüküyle
Toprak ana bağrını açmış beklerken beni
Rüzgar fısıldar kulaklarıma eski yalanı
Aynalar yabancı bir yüz taşır bu günlerde
Umutlar kırık birer dal gibi düşer yere
Kimsesiz sokaklar sığınak oldu bu ruhuma
Kayıt Tarihi : 31.08.2026 16:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!