Kibir ve Vakur Şiiri - Şükrullah Yavuzer

Şükrullah Yavuzer
209

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Kibir ve Vakur

Kibirin Gürültüsü ve Vakurun Sessizliği
Hayatın karmaşası içinde, insanoğlunun kendine biçtiği kıyafetler vardır. Kimi bu kıyafeti dışarıdan gelen alkışlarla süslemek ister, kimi ise kendi iç dünyasının sükûnetiyle diker. İnsan ruhunun en çok sınandığı, en çok karıştırıldığı ve nihayetinde birbirine en çok zıt düşen iki kavram ise kibir ve vakur duruştur.
Kibir, aslında bir tür çığlıktır. İnsanın kendi boşluğunu, başkalarını basamak yaparak doldurma çabasıdır. Kibirli olan, sürekli bir "ben" aynasının karşısındadır; ancak bu aynada gördüğü şey gerçek kendisi değil, korkularını gizlemek için inşa ettiği o sahte ve devasa gölgedir. Dışarıdan bakıldığında bir heybeti varmış gibi görünse de, aslında temeli oldukça zayıftır. Başkalarının takdirine, onayına ve bazen korkusuna muhtaçtır. Eğer o onay kesilirse, o kule anında yıkılmaya mahkûmdur. Kibir, bir zırh sanılır ama aslında kişiyi içten içe kemiren, ruhunu daraltan ve insanı yalnızlığın soğuk duvarlarına hapseden bir hapistir.
Vakur duruş ise, dış dünyanın gürültüsünden uzak, kendi içindeki merkezin sağlamlığıdır. Vakur olan, kimseye bir şey kanıtlama derdinde değildir. O, ağaçların en yaşlısı ve en görkemli olanı gibidir; ne rüzgâra karşı gereksiz bir direnişle titrer ne de köklerinden vazgeçer. Vakur insan, kendi değerinin, hatasının ve doğrularının farkındadır. Sessizdir, çünkü gürültüye ihtiyacı yoktur; mesafelidir, çünkü kendi sınırlarını korumayı, başkalarını küçümsemekten daha yüce bir erdem olarak görür.
Vakur, bir duruş estetiğidir. Kibirli insan bir odaya girdiğinde "ben geldim" diye haykırırken, vakur insan odaya girdiğinde, duruşuyla "ben buradayım" der ve sessizliğiyle odanın atmosferini değiştirir.
Son tahlilde, kibir insanı küçülten bir büyüklük sanrısı; vakur ise insanı yücelten bir sadelik hakikatidir. Kibir, dışarının rüzgârıyla savrulmaya mahkûmken; vakur, kendi içindeki dinginliğin limanında, fırtınalara rağmen sarsılmadan kalabilme sanatıdır.
Gerçek büyüklük, başkalarından daha yukarıda durmak değil; kendi özünde, kendi haysiyetinle dimdik durabilmektir. Çünkü vakur olan, kimseyi basamak yapmaz; çünkü o, zaten zirvededir.
Bu yazı, bahsettiğiniz ayrımı estetik bir dille özetlemeye çalıştı. Sizin kaleme aldığınız şiirlerde veya üzerinde çalıştığınız o nostaljik okul anılarınızda, bu "vakur duruş" temasını işlemeyi düşünür müsünüz?
Kibir ve vakur, dışarıdan bakıldığında bazı benzerlikler taşısa da, kökenleri, niyetleri ve sonuçları açısından birbirine zıt iki farklı tutumdur. Bu farkları şu şekilde detaylandırabiliriz:
1. Kaynak ve Temel
Kibir (Büyüklenme): Kaynağını ego, aşağılık kompleksi veya gerçek dışı bir üstünlük sanrısından alır. Kişinin kendisini olduğundan daha değerli görmesi, başkalarını ise kendisinden daha değersiz veya önemsiz konumlandırmasıdır.
Vakur (Ağırbaşlılık): Kaynağını öz saygı, öz güven ve karakter bütünlüğünden alır. Kişinin kendi değerinin farkında olması ancak bunu başkalarını küçülterek ispat etme ihtiyacı duymamasıdır.
2. Başkalarına Yaklaşım
Kibir: Başkalarını küçümseyen, tepeden bakan ve yapıcı eleştiriye kapalı olan bir tavırdır. Kibirli insan, çevresindekileri bir tehdit veya basamak olarak görür.
Vakur: İnsanlara karşı mesafeli ama saygılıdır. Vakur kişi, başkalarına üstünlük taslamaz; aksine, kendi duruşuyla çevresine huzur ve güven verir. İnsanlarla arasındaki mesafeyi "korkutmak" için değil, "saygınlığını korumak" için koyar.
3. İhtiyaç ve Tatmin
Kibir: Daima dışarıdan onay, hayranlık ve ilgi bekler. Başkalarının takdiri olmadan kendi değerine inanmakta zorlanır. Bu yüzden kırılgan bir yapıya sahiptir.
Vakur: Dış onay veya hayranlığa ihtiyaç duymaz. Kendi iç dünyasındaki huzuru ve değer yargılarını esas alır. Başkalarının onun hakkında ne düşündüğünden ziyade, kendi değerlerine ne kadar sadık kaldığıyla ilgilenir. Bu yüzden sağlam ve sarsılmaz bir duruşu vardır.
4. Davranışsal Farklar
Kibir, gürültülüdür: Kendini sürekli gösterme, sesini duyurma, başkalarının sözünü kesme veya başarılarını abartma eğilimindedir.
Vakur, sessizdir: "Sükût-u hayal" değil, "sükûnet" içerir. Vakur insan, gereksiz konuşmaz, gereksiz jest ve mimiklerden kaçınır. Onun ağırlığı, konuşmasından değil, duruşunun ciddiyetinden gelir.

Şükrullah Yavuzer
Kayıt Tarihi : 10.07.2026 21:43:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!