Kendine De Bak Şiiri - Kırık Mısra

Kırık Mısra
7

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Kendine De Bak

Sana bir şey sormak istiyorum.

Bir insan,
kendisine böylesine inanılmışken
nasıl olur da geride
bu kadar ağır bir sessizlik bırakır?

Ben senden kusursuz olmanı istemedim.
Sadece bana söylediğinle
yaşadığın şeyin
aynı yerde durmasını istedim.

Çünkü ben sana
bugünü değil, sonrasını düşünerek yaklaştım.

Bazı şeyleri aceleye getirmedim.
“Bir gün” dedim.
“Vakti geldiğinde…” dedim.

Ben bazı güzelliklerin
doğru zamanda yaşandığında
daha kıymetli olduğuna inandım.

Sen belki de
benim bekleyişimi başka türlü okudun.

Bunu hâlâ anlamıyorum.

Sana sorduğum bir şey vardı.
Sen de bana bir cevap verdin.

Ben o cevabı
sorgulamadım.

Çünkü insan sevdiği kişiden
duyduğu sözü
yalan ihtimaliyle dinlemiyor.

Ben o cevaba
bir ömür kadar inandım.

Sonra gerçeği
başkasından değil,
senin kendi ağzından duydum.

İşte insanı yıkan bazen
gerçeğin kendisi olmuyor.

Gerçeği duyduğu anda
geçmişteki bütün güzel günlerin
yer değiştirmesi oluyor.

Birlikte konuştuğumuz şeyler,
inandığım cümleler,
yarına dair kurduğumuz küçük planlar…

Hepsi aynı kaldı belki.

Ama ben artık
aynı gözle bakamadım.

Sonra aileler…

Birbirini tanımaya başlamış,
evlere bir telaş dolmuş,
bir tarih beklenmişti.

Bana “üzülme” diyenler oldu.

Ama bunu söylerken
onların da sesi titriyordu.

Ben kendimi saklıyorum sanıyordum.
Meğer insanın yüzü
söylemediği her şeyi anlatıyormuş.

O günlerde anladım:

Bazı meseleler
iki insanın arasında kalmıyor.

Bir sofrada eksilen neşeye,
bir evde uzayan sessizliğe,
insanların birbirine bakıp
ne söyleyeceğini bilememesine
dönüşüyor.

Sonra bir de
kendimi anlatmak zorunda kaldım.

Söylemediğim sözlerin
söylenmiş gibi anlatılması…

Beni hiç olmadığım bir yere koymaları…

İnsanın sevdiği kişiyle yaşadığı şeyi
bir gün kendini savunmak için
anlatmak zorunda kalması
ne kadar ağırmış, onu da öğrendim.

Yine de seni anlatırken
seni kötülemek istemedim.

Çünkü ben seni
bir zamanlar gerçekten çok sevdim.

Belki hâlâ seviyorum.

Ama artık bu sevginin yanında
bir türlü taşıyamadığım bir şey var:

Sana bakınca
eskiden gördüğüm insanı
bulamamak.

Bazen düşünüyorum…

O günleri geri getirebilsek,
her şeyi başa sarabilsek,
aynı soruyu sana yeniden sorsam…

Belki cevabını yine dinlerdim.

Çünkü insanın sevgisi
olanlardan sonra bile
bir anda karakter değiştirmiyor.

Ama artık biliyorum:

İnsan bazen bir gerçeği öğrendiğinde değil,
o gerçeğin kendisine
başka türlü anlatılmış olduğunu öğrendiğinde
yıkılıyor.

Şimdi herkes kendi hayatına devam ediyor.

Takvimler değişiyor,
günler geçiyor.

Ama bazı tarihler
insanın içinde
takvimden daha uzun yaşıyor.

Bir gelecek vardı.

Henüz yaşanmamıştı
ama biz ona çoktan inanmıştık.

Şimdi o gelecek yok.

Ve ben bazen
bütün bunların ortasında
sana kızmaktan vazgeçip
sadece şunu düşünüyorum:

Ben sana ne yaptım da
bize bunu yaşattın?

Ben senden geriye
bir cevap istemiyorum artık.

Yalnızca o günleri
bir gün yeniden hatırlarsan,
kendine kolay bir hikâye anlatma.

Çünkü orada
yalnızca iki insan yoktu.

Sana gönlünü açmış bir adam,
ona inanmış insanlar,
kurulmayı bekleyen bir hayat
ve kimsenin geri getiremeyeceği
birkaç güzel gün vardı.

Hepsi geçti.

Fakat bazı şeyler geçip gitmiyor;
insanın içinde
yer değiştiriyor.

Benim içimdeki yerleri belli.
Seninkileri bilemem.

Ama bir gün
kendi sessizliğinde
o günlere rastlarsan,
sakın yalnızca beni hatırlama.

Kendine de bak.

Çünkü insanın en ağır yüzleşmesi,
başkasının gözyaşını değil,
kendi yaptığı şeyi
hatırladığı andır.

Kırık Mısra
Kayıt Tarihi : 18.08.2026 09:05:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bir zamanlar aynı yarına bakan iki insanın, söylenenlerle yaşananlar arasındaki farkta birbirini kaybetmesinin hikâyesi. Geriye anlatılacaklardan çok, insanın kendi içinde cevaplaması gereken sorular kaldı.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!