Bir sızı var içimde konuştukça yüreğimin pervazında kanayan bir gökyüzü sanki
Suskunluğumun içine düşüyor kelimeler, her biri biraz daha ağır
Adını anmadığım acılar birikiyor geceye, gözlerimden önce
Ve ben kendimi, kendimden saklamayı yeni öğreniyorum.
Duvarlara yaslanmış anılarım var, hepsi yüzüme bakmadan konuşur
Sızlayan yanımdan vurdular cellat,
Aşkın ateşini söndürmek ister gibi, gecenin ortasında ansızın…
Ben susarken kalbim bağıra bağıra öldü içimde,
Bir hayalin çöküşünü taşır gibi omuzlarım
Senin adınla titreyen her nefesimde bir yara kabuk bağlamadan yeniden açıldı.
Hayat serüveninde beraber çıktık yola
Ben sana gülüm derdim, sen çiçeğinde filizler açardın
Sen bana balım derdin,
Yüreğimin her bir köşesi peteklenirdi sevgiden
Bu son mektubum olsun sana
Eğer ki düşlerinden çıkmışsam,
Sen misin o aynamdaki alık?
Yaşıyormuş güya,
Ne büyük saflık
Susma korkup da!
Dökül artık içindekileri!
Aynaya bakıp da gördüklerini
Zemheri ayazında açtım gözlerimi,
Yaşamaya vakit yok!
Yüreğinin dehlizlerine koştum, aradım,
Senden haber yok
Kaldırımlardan geçtim ağır aksak adımlarla
Sokak lambaları kısmış ışıklarını acıya meylediyor
Kalbimde bir dağ ateşi, yüreğim yangın yeri,
Hangi kopuk bir ezginin çığlığıdır senin gözlerin…
Gecenin en kör noktasında çarpar yüzüme yalnızlığın,
Titreyen bir mendil gibi sarkar kaderimin ucundan adın.
Nefesimden düşer bir kuş, kanadı kırık bir veda gibi,
Sanki göğsümde susan değil, sessizliğin kendisi ağlar şimdi.
Zemheri’de sevdim seni, ayazdı tüm cümleler,
Yüreğinin kıyısından yansıyan kelimelerdi alın yazım,
Nefesim buğulanırken adını söyledim gecelere,
Bir kışın ortasında yazgıma düşen tek ateştin, sustum, üşüdüm, yine sevdim.
Kar, omuzlarıma çöken bir suskunluktu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!