Bir maziye,
Bir düne kaldı
Çocukluğum...
Yetmiyor misafirliği anıların;
çünkü konukluğu geçici
Umut diye
heba ettiğimiz günlerin
arafındayız her daim...
Ertelenmiş hayallere varabilme adına,
giden gençliğin ardından
Şimdi
firarisi olmak vardı
Tuşba'nın
ya da kavuşanı...
Sabahında
Amansız bir karanlığın
girdabında gibiyim;
düşmüşüm boşluğa
Ne çıkaranım var,
Ne de çıkasım...
Bir çığ düştü içime...
De ki memleketimdir
Ölüm nöbetine kalanların
ve o soğuk şahadetin
acısıdır şimdi içimi soğutan...
Ne diye kanatırsın
kabuk tutmuş yaralarımı,
Çilesinde bir ömrün
eşiğinde intiharını...
Vurur kıyısına gönlümün
Ölüm tutmuştu nöbetini;
Pusu kurmuştu acılara,
Ve yine zamansız,
Ve yine sahipsizdi...
Her kuytuda ayrı bir çığlıktı
Dehlizim
ömrümdür benim;
hüzne gebe kalmış
bir sessizliğin
perde arkası gibi
Dört duvarına sitem ettiğimiz evlerin,
Kapısına hasretiz şimdi...
Soluduğumuza şükrediyoruz,
unuttuk varlıklarımızı;
artık kaç nefesimiz kaldı diye
hesap eder olduk...
Çocukluğumdan kalma
bir evin
toprak kokusunadır
özlemim;
her köşesinde
saklı gülüşlerin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!