Devler ürpertiyle kaçar ünümden,
Güneş sönük kalır o meşhur günümden,
Tarihler bahseder, şanlı dünümden,
Cihanı aşarım, aklında kalsın.
Sarp kayada gezen, o ürkek ceylanın,
Peşine düşmüştür, sinsi bir kem nazar,
Sanma ki, kaderi budur her canlının,
Aklını kullanan, bu oyunu bozar.
*
Sadece içgüdü yetmiyor hayatta,
Birden fazla sebebim vardı,
Sakladım derin yaralarımı,
Sana sergilemedim hüznümü.
*
Var birçok gerekçem,
Kolay olsaydı, kaçardım,
Ovaları tercih ederim, kent gürültüsüne,
Lavanta rayihasına karışan, çam kokusu varsa,
Kestane taşıyan, kır kırlangıçları geçerse,
Sarp yamaçlarından,
Ormanları, ovalarımdan daha da çok severim.
*
Kalemi güçlü ozanlardan,
Var olsunlar, sağ olsunlar,
En güzel mısralarından,
Seçip seçip aktarıyorum.
*
Bunda ne kabahatim var,
Gerçeği avlamak, müşkül bu devirde,
Parmaktan kayan, duman misali bu devirde.
Çetin sabahı, bağlamak şafaklara,
Ve güneşi, dar kavanozlara hapsedebilmek.
Bezgin suretlerin, izlediği aynalardaki,
Suretler hanelerinde mahpus, zira söylence.
Öğle vakti, bir serinlik eser,
Ne çok rüzgâr, ne de durgunluk,
Benim de ruhum, dengede bu ara,
En sevdiğim zamanda her ikisi.
*
Üstüme, ince bir hırka yeterli,
Ötede alacakaranlık,
Sürekli puslu ve tenha.
Neşeleri sakladım,
Beraberliğimiz uğruna,
Şu puslu alacakaranlıkta.
*
Aladağ'ın zirvesinden, süzüldü taze bir esinti,
Yamaçlardan aşağıya doğru, indi şimdi,
Doldurdu vadilerin içini, o güzelim çam kokusu,
Ruhuma işledi yavaşça, ferahlatıcı dokusu,
Çektim ciğerlerime, bu eşsiz, arı nefesi,
Bütün yorgunluğumu, alıp götürdü bu hevesi,
Duygularını önemsediğimi mi sanıyorsun?
Ev yıkık,
Pantolon yırtık,
Dikişler sökük...
*
Ha,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!