Ölüyorum sanma
Hani kalktım mı şöyle
Sirkeledim mi üstümü
Dünya filizlenir parmak uçlarımda
Genç fidanlar gibi
Koynunda bir öğretmenin
Hani bizler
Koşardık ya
Sokaklarında
Girintili çıkıntılı sokaklarımızda
Alırdık kokusunu
Tozpembe rüyaların
O serin akşam uykusunda Yüreğimizin
Hani anlardık ya
Akan suyun sesinden
Bir ninninin tınısından dünyayı
Bir nefti top gibi
Sekerdi dünya eksenimizde
Biz çocukken
Büyüdüğümüzde anladık
Ekmek o kadar sarı değil
Sıcak değil içi
Yumuşacık değil
Anladık ki büyüdükçe
Güneş o kadar kavruk
Toprak o kadar narin
İnsan o kadar hoş değil
Doldurmuyor odamı aydınlık
Ne kadar açsam da perdemi
Girmiyor şu sineme aşk denilen şey
Ne kadar da kandırsam kendimi
Bir tasa var şimdi askılığımızda
Her işe gitmeden alınan üstümüze
İşten gelince bırakılan tekrar
Yalnız üstüne aldığın şey
Biraz da seni üstüne alır
Koklarsan bir kadını
Üzerinde elbet saçı kalır
En azından parfümü siner
Paltona, çilene, ciğerine
Eve biraz biraz taşırsın
Karınca gibi tasaları
Bir uçurtma olmak vardı şimdi
O ilçe stadyumu yanında
Bir bayram sevinciyle
Dolu göğüs kafesine sahip olmak
Yeniden
Lakin süzülmüyor uçurtmamız artık
Koptu gitti çoktan
Her bakışımda gök
Biraz daha yutuyor hayallerimi
Bir gün gelecek
Karışacak göğe her zerresi
Karışsın ne var
Ben nasıl olsa
Yine kalkarım silkelerim üstümü
21.12.2025 22.58
Emir TaşovaKayıt Tarihi : 11.08.2026 01:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!