Koyu kızıl olurdu akşam ezanları yeteneklerimizde,
Lodosların donmuş izleri diye, seslenirlerdi bize,
Geceleri çöle inen ayazda donan, bitkilerdik biz,
Yüzümüzdeki hararetten, dal dal kızıllık süzüyorlar.
*
Durup dururken, derin düşünceler kaplar içimi ansızın,
Girer kalbime, o eski günlerin keskin kılıcı amansızca,
Sayıyorum ölçüyorum lakin denk gelmiyor, bozuk teraziler,
Kocadım eksildim dostlar, kader sadece donduran bir ay zira.
*
Bozkıra can katardı maharetimiz, şen sabah ezanlarında,
Buzul kışların öfkesi diye, anlatılırdık hep durmadan,
Yakan güneşte kuruyan toprakların, solmayan ekinleriyiz biz,
Bolca aydınlık taşıyacağız, güneşten inen o neşelerden.
*
Anlaşılmaz derin kaygılar sarar, uçarı aklımı ansızın,
Eski çağların merhametten yoksun sivri oku, vurur sineme,
Tartıyorum biçiyorum, fakat katiyen dengelenmiyor mizan,
Kocadım, sert kışın buz kesen nefesidir yaşamak bana zira.
*
Boz sarıya çalardı, sabahların ezan sesleri emeklerimizde,
Kış aylarının, keskin ayazları diye seslenirdiler bizlere,
Sıcaktan kavrulan arazilerin, solmayan güzel gülleriyiz biz,
Kucak kucak aydınlık yayacağız, tebessüme dolan huzurdan.
*
Çözülemeyen karanlık kuşkular kuşatır beynimi aniden,
Eski yılların sivri kılıcını batırır kalbime durmadan,
Bakıyorum sayıyorum, lakin katiyen eşitlenmiyor mizan,
Yıprandım, sert kışın donduran soluğudur yaşamak bana zira.
Kayıt Tarihi : 25.03.2026 21:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!