Kâmuran Esen Şiirleri - Şair Kâmuran Esen

Kâmuran Esen

Geçenlerde komşumuz Fatma Nine bana içini döktü:

'Bacaklam pek sızleyo emme (ama) , kimsenin umuru değil. Çocukla “Ana derdin ne? ” demeyolla. Gelinler desen, hiç uralı değil. Oğlanlamdan ne gün gödüm kü, gelinleden ne gün görecen! Unna(onlar) el gızı. El ele acır mı? Gelinle de, el işte. Hem de en gatısından. Yüreklende merhemet yok merhemet. Kendi ilâcımı kendim ediyon....

” Çiğ balık vur bacaklana, iyi geli” dedi gonşula(komşular) . Bazar günü balıkcıla geliyo ye,gittim topal bacağımnan, balıkcıdan iki balık âdım. Hem de en bahallısından. Bahallısı belki ta şufalıdır deye. Çiğ balığı iki dizime sardım. Üç gün hiç çıkarmadım. Yimeye bulabildiğim yok balığı emme(ama) , nepacan? İlâç uçun. Tek, iyileşin deye. Hiç faydası omadı gı(kız) . Bileydim ziyan etmezdim bayrı (bari) balıkları. Zeytin yağında gızardır yirdim amcanıznan(eşimle) . Balıklara vediğim paraya pek ganım yandı(içim yandı) . Hiç omadı, amcanızın hizmetini yapacak gada(kadar) iyileşeydim, razı olacadım.

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Henüz sekiz -dokuz yaşımdaydım. Köyümüze gelen çerçiciden iki tane bilezik, bir çift de küpe almıştım bir gün. Ama kulaklarım delik değildi. Oysa ben, küpeleri takmaya can atıyordum. O halde, kulaklarımın delinmesi gerekiyordu. Bunun da çaresi vardı. Köyümüzde bir Fatma Ninemiz vardı. Onun bilmediği yoktu. Bilge bir kadındı. Herhangi bir sıkıntısı olan, hemen Fatma Nine’ye koşardı. Turşunun nasıl kurulacağı, asma yapraklarının nasıl salamura yapılacağı ve bu işin püf noktaları hep Fatma Nine’ye sorulurdu. Hastalanan hayvanlara ne içirilmesi gerektiğini bile bilirdi. Gençlere o akıl verir, yanlış yapanlara o nasihat ederdi. Nazara gelenleri okur, haylazlık edenlerin uslanması için dualar ederdi.

İşte bu Fatma Nine kulak da deliyordu. Biz çocuklara yaklaşımı da çok iyiydi. Bazı ihtiyarlar gibi çocukları kovalamıyor, bizi azarlamıyordu. O nedenle Fatma Nine’yi çok seviyordum. Hem bir gün bana paçalı don(pijama) bile dikmişti.

Ben de ona gittim, kulaklarımı deldirmek için. Bütün cesaretimi toplayıp, kurbanlık koyun gibi dizlerine yatıverdim.Aslında çok korkaktım.Ama güzel olmak için her şeye razıydım. Bir an önce küpelerimi takmak istiyordum. Küpelerle çok güzel bir kız olacağımı biliyordum(!) .Fatma Nine kulak mememi tuzla ovdu uzun süre. Önce gıdıklandım, sonra hissetmez oldum. Ovdu ovdu, ucunda iplik takılı olan iğneyi kulak mememe aniden batırıverdi. Ve ipliği kulak mememden geçirdi.

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Televizyonun hayatımıza yeni yeni girmeye başladığı yıllardan biriydi.Tek kanallı televizyon tek eğlencemizdi. Hele hele Türk filmleri........ Salı günleri Türk filmi yayınlanırdı. Kayınvalidem de Türk filmlerinin hastasıydı. Hâlâ da öyle. Hiçbir zaman hiçbir şekilde Türk filmini kaçırmazdı. Pazartesi gecesi saat onikide kapanan tv’nin ertesi günki programını dinlemeden yatmazdı.Ertesi gün izleyeceği filmin adını, oyuncularını bir gün önceden mutlaka öğrenirdi. Okuması yazması olmadığı için verilen programı okuyamaz ve o nedenle programı çok ama çok dikkatle dinlerdi.

Bir Salı sabahı kahvaltı ederken, kayınvalidem şöyle dedi:
- “ Kemraan! Bu aşam (akşam) pek gözel bi filim va.”
- “ Öyle mi? Nerden bildiniz güzel olduğunu? ” diye sordum.
Kayınvalidem bilmiş bilmiş:

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Bizim yeğenler tatile gitmişlerdi. Eşimin yeğenleri daha doğrusu. Ama nereye gittiklerini bilmiyoruz....Derken bir gün kayınvalidem – sağolsun – bizi bilgilendirdi.

- “ Çocuklar geziden (tatile gittikleri yerden yani) telefon etdile, Dakka’dalarmış,” dedi.......
Allah Allah! Ne işleri var Bangladeş’te? Herhalde Datça’ya gittiler de kayınvalidem Dakka anladı diye düşündüm......Kayınvalidem ise, 'Datça değil, Dakka'ya gitmişler,' diye inat ediyor.

Birkaç gün sonra işin aslı anlaşıldı. Meğer bizim yeğenler Dakka’ya değil, Datça’ya da değil, Kapadokya’ya gitmişler....

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Televizyondaki magazin programlarını izler misiniz? Ben izlemem. Bu tür programları izlemediğim için, ne sıkıntılar yaşıyorum bir bilseniz.Yakında ben de izleyeceğim. Neden mi? Bir okuyun başıma gelenleri, neden izlemeye karar verdiğimi anlarsınız. Siz de izleyin, tavsiye ederim.Bazen çok lâzım(!) oluyor.

Zaman zaman arkadaşlarıma oturmaya(!) giderim. Onlar da bana gelirler. Bu “oturma” kelimesi kulağa hiç hoş gelmiyor. Ama n’apim, böyle ifade ediliyor hanımların sohbet toplantıları. İşte bu oturmalarda, kendimi çağ dışı hissederim. Arkadaşlarımın sohbetlerine katılamam. Onlar konuşur, ben dinlerim. Kimlerden bahsettiklerini anlamam. Sözünü ettikleri kişileri tanımam.İkide bir; ”Kim o bahsettiğiniz? ” diye sorarım. Onlar da yüzüme şaşkın şaşkın bakarak, beni bilgilendirirler. “Ya o da kim? ” d eyince de; ”Aaaaa! Sen tanımıyor musun falancayı? ” derler. ”Hayır” diye yanıtlayınca da, şaşırırlar. Ben de utanırım bu bilgisizliğim karşısında......Hep şu magazin programları yüzünden.

İsterseniz biraz daha açayım konuyu: Birkaç ay önce bir arkadaşa gittim. Sevdiğim arkadaşlarımın hepsi orda. Bir sohbet tutturmuşlar ki değmeyin keyiflerine. Lâfa girmek için can atıyorum. Televolede, magazin programlarında izlediklerini anlatıyorlar..

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Ne zamandı hatırlamıyorum. İşte öylesine sıradan günlerden biriydi. Alışkanlığım olduğu üzere sabahleyin erken kalktım. Evimin günlük işlerini bitirdim falan. Sıra geldi ütüye. Ütüyü günlük işlerin dışında tutuyorum ve en sona bırakıyorum her zaman.Çünkü ütü yapmak bana günlük iş değil de işkence gibi geliyor.

Başladım içimden homurdana homurdana ütüyü yapmaya, her zamanki gibi. Elime aldığım her çamaşırı ütülerken, o çamaşırla ilgili birşeyler hatırlıyorum. Ne zaman aldığım, nasıl beğenerek aldığım ya da almak için o günün parasıyla ne kadar çok para verdiğim gibi.

Sıra geldi çarşaflara. Büyük oldukları için zor ütüleniyorlar ya, bu nedenle onları en sona bırakıyorum. Canım hiç ütülemek istemiyor aslında. Mecburen ütüleyeceğim. Öffff! .....Kötü kötü bakıyorum o koca koca çarşaflara. Derken pembe bir çarşaf var, sıra ona geldi. Nevresim takımının çarşafı. Çarşafı ütülerken, onu ne kadar beğenerek ve taksitle aldığımı hatırladım. En az onbeş yıl önce.

Devamını Oku