(Aşağıdaki konuşmalar, CHP kurultayın ertesi günü yapılmıştır.)
Hoşgeldin Fatma Hanım, sefa geldin.
- Hoş bulduk Ayşe Hanım.........Ahhh bacaklarım! ...Yaşlılık kapıdan içeri koyulacak gibi değil ama, ne çare! .......Sormadan girdi sormadan....Şuraya oturayım.........Ooohhhh! ....Allah beterinden sakla, bugünlerimizi aratma yarabbi! .........
- Nasılsın Fatma Hanım? Bacakların ağrıyo besbelli.
Evimizin hemen karşısında bir bahçe var.Bahçede birkaç tane heybetli ceviz ağacı, bir tane de asma. Ceviz ağaçları, görüş alanımızı kapatıyor ama, benim şikâyetim yok.Çünkü yavaş yavaş büyüdüler, alıştıra alıştıra kapattılar önümüzü.Enflasyon gibi.
İşte bu bahçenin sahibi, yaşlı ceviz ağaçlarından birini kestirdi.Zavallı ceviz ağacı birkaç gün, bitkisel hayattaki hasta gibi öylece yattı yerde.Eskiden balkondan etrafımı seyrederken görüş alanımı kapatan bu ağacın yokluğuna bir türlü alışamadım.Gözümün önümde alabildiğince açılan manzarayı her görüşümde, o ceviz ağacını aradım, giysilerimden soyunmuş hissettim kendimi.Ya da çok soğuk havada, gece yatakta yatarken; yorganımın üstüne örttüğüm ve beni ısıtan battaniyemin üzerimden alındığı hissine kapıldım.Adeta üşüdüm.
Kesilen ceviz ağacını kesim motoruyla birkaç parçaya ayırdılar. Her parçası bir yerde, öylece kalakaldı zavallı ceviz.Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum; bir gün bahçenin sahibi kesilen dalları budadı.Ağacın kalın gövdesinin parçalarını ayrı, ince dallarını ayrı üstüste istif etti, katar yaptı.Küçük dalları baltayla parçaladı, bahçedeki samanlığa taşıdı.Geride kalan ana gövdenin parçalarının yeniden kesilmesi gerekiyor, çünkü boyları oldukça uzun.
Sahildeki kayaya
Uzatıp dudaklarını / zaman zaman
Sonra
Geri çekilen
Çapkın deniz!
Ekin tarlasında
İki buğday başağıydık biz.
Toprak anamızdı bizim
Güneş babamız.
Gün geldi boyun eğdik
Fırtınaya, rüzgâra
Her yağmurda
Soyunurum geçmişimi
Takınıp özlemini her damlada,
İçime dolan toprak kokusunu
Nefesindir diye solurum.
Yeniden çimlenir
Hayat
Sanki cellât......
O / yer doymaz bir ömür canavarı.
Nice yolcuları
Yuttu da / sormadan hiç birine
Yine doymadı
Eğer sofranda
Ekmeğini bölüştüğün biri yoksa
Veya / özlemini çektiğin bir yar
Uzaklarda,
Ya da kaybetmekten korktuğun sevdan
Kopmamışsa hiç yüreğinden bir parça
Soluk benizli biriyim ben. Sabahleyin yüzümü yıkarken aynaya baktığımda, görüntümü hiç beğenmem: Solgun, sapsarı bir yüz... Sanki limon.... Üstüne üstlük kısa, seyrek kirpikler. Biri burda, diğeri ta bilmem nerde. Hani tarlaya tohum ekersiniz; bir müddet sonra seyrek seyrek çimlenir ya, işte onun gibi...
Kendimi çok sağlıklı hissetmemle beraber; soluk benzimden rahatsız olurum. Zaman zaman ufak tefek rahatsızlıklarımdan dolayı doktora gittiğimde, sorarım doktorlara bunun nedenini. Onlar da hemen tırnaklarıma, göz kapaklarımın altına bakarlar. Aradıklarını bulmuş olmalılar ki; sözlerimi hiç ciddiye almadılar, iki ay öncesine kadar. Kan sayımı yaptırmamı istemediler. Ben de bu soluk benizle yaşamımı sürdürüyorum.
Son gittiğim doktor, kan sayımı istedi. Yapılan tahlil sonunda, kanımın bir değer düşük olduğu ortaya çıktı. Doktor vitamin hapı verdi bana. ”Bunları kullanın, bir ay sonra yeniden bakalım kanınıza,” dedi.
Yaklaşık bir ay kadar önce tatile çıktık eşimle. ” Sen bu ülkenin insanı olarak, yurdumuzda doğru dürüst tatil yapabilir misin hiç! ” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Zavallı ben! Yapabileceğimi sandım. Bir yılın hiç olmazsa birkaç akşamında yemek yapmayacağım, hazır yiyeceğim. Hayallerin bini bir para: Balığı çok sevdiğim için, eşim beni her akşam bir balık lokantasına götürüyor. Şimdi bir sahil lokantasındayız. Geliyor balıklar, gidiyor balıklar; çeşit çeşit salatalar. Ertesi akşam başka bir lokantadayız. Gel keyfim gel.
Ülkemizde turizm de patlamış - duyduğuma göre -. Her yıl patlar zaten. Ne güzel! “ Ah benim güzel yurdum! ” falan diye geçiriyorum içimden. Milli duygularım kabarıyor. İkimiz de emekliyiz. Allaha şükür yan gelirimiz de var. Şöyle onbeş gün dinleneceğiz, eğleneceğiz eşimle. Hatta, tatilde kilo alacağım diye korkuyorum zavallı ben. Bir elim yağda, bir elim balda olacak ya...Yani ben öyle sanıyorum, saf - Anadolu çocuğu olarak.
Uzun ve güzel bir yolculuğun ardından Alanya’ya indik hayal kura kura. Alanya’da bir gece konaklayıp, ertesi sabah yola devam edeceğiz Datça’ya doğru.




-
Kadir Karaman
Tüm YorumlarMerhaba Kamuran Hanım,
nasılsınız. Epeydir görüşmeyiz. Doğrusu merak ettim sizi.
Sağlık ve afiyette olmanız dileğimdir.
Sevgiyle ve sağlıkla kalmanız temennilerimle saygılar sunarım.