Kâmuran Esen Şiirleri - Şair Kâmuran Esen

Kâmuran Esen

Duygularımızı, düşüncelerimizi, kısaca aklımıza geliveren herşeyi anlattığımız Türkçe’yi ne kadar biliyor, ne kadar doğru kullanıyoruz dersiniz? Dilimizi doğru kullanmadığımız müddetçe, kendimizi başkalarına istediğimiz gibi anlatmamız mümkün değil. Dilimizi doğru kullanmazsak, midemizin hazmedemeyeceği bir yemeği yemiş gibi oluruz. Sıkıntıya gireriz. Kendimizi anlatabilmemiz, ancak ve ancak, dilimizi doğru kullanmakla mümkündür.

“Başka dile uymaz annemin sesi
Her sözün –ararsan- vardır Türkçe’si.” (Ziya Gökalp)

“Türkçe!

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Yavaş yavaş
Kayıp gidecek yıllar
Avuçlarından,
Tutamayacaksın.
Zaman
İçecek koca ömrü bir yudumda,

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Çocukluğumda, köyümüzün camisinde zaman zaman mevlit okunurdu.Bazen biz çocuklar da gitmek isterdik camiye. Annem genelde bizi götürmezdi. Bir değil, iki değil, üç çocuk; hangi birimizi götürsün! “ Orası çoluk çocuk yeri değil,” derdi. Birkaç kez gitmiştim ama. O da babamın sayesinde. Babam annemi zorla razı etmişti.Aslında annem bizi götürmemekte haklı. Çünkü bizim arkadaşlar gidiyorlarmış bazen; çok gürültü yapıyor, konuşuyor, herkesi rahatsız ediyorlarmış.Hiç camide konuşulur mu! Bir gün çarpılacaklar Allah korusun.

İbriklere doldurulan şerbet ikram ediyorlardı mevlitte. Şerbet, ibrikten bardaklara doldurulup, öyle veriliyordu.Üç - dört bardak elden ele, dudaktan dudağa dolaşıp duruyordu. Aynı bardaktan, birçok kişi şerbet içiyordu yani. Olsundu, bir şeycikler olmazdı. O şerbet çok güzeldi. İçinde gül suyu mudur nedir, güzel kokan bir şey vardı. O şerbeti çok seviyordum. Keşke biz çocuklara iki bardak verselerdi.....

Bir akşam yine mevlit vardı camide. Mevlide gitmeyi çok istediğimiz halde annem bizi götürmedi. Ne kadar yalvardık ama nafile! Sırf o şerbeti içmek için gitmek istiyordum. N’olurdu sanki annem bizi de götürseydi? Hiç yaramazlık yapmazdım camide. Annemin yanına diz çöker, uslu uslu otururdum. Ama kardeşim için söz veremem. Çünkü o biraz yaramazca. Daha doğrusu daha çok küçük. Camide nasıl davranılması gerektiğini bilmiyor ki! Kardeşim çok güzel bir çocuk.Kirpikleri hem demet demet, hem uzun.Halam; “Bu oğlan büyüyünce çok can yakacak,” diyor ikide bir.Ama nasıl yakacak bilmiyorum.

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Seksenli yıllardan biriydi.Yaşım da daha otuzlarda. Kasabamızın bir köyünde öğretmenlik yapıyordum. Bir gün, birdenbire, doğum günümün yaklaşmakta olduğunu hatırladım.Hemen aklıma çeşitli sorular geldi. Eşim acaba bu yıl hatırlayacak mıydı doğum günümü? Acaba bana ne alacaktı? Yoksa yine unutulacak mıydım.....Bu soruların yanıtlarını bilmeyi o kadar isterdim ki!

Doğum günüme birkaç gün kala, eşimin, sigara paketinin üzerine, doğum günümü not aldığını gördüm. Güzel! Demek, bu kez unutmayacaktı. Acaba bana ne alacaktı? Beni dışarıya yemeğe götürecek miydi?

Hayal kırıklığına uğramam uzun sürmedi.Doğum günüme üç gün kala, eşim, birkaç günlüğüne iş için İzmir’e gideceğini söyledi. O gün, evde olmayacaktı. Buna çok üzüldüm.Eşimi İzmir’e yolcu ettim. Bir yandan üzülüyor, bir yandan da kendimi teselli ediyordum.Eğer unutmazsa, o gün beni İzmir’den telefonla arayabilirdi. Hediyesini de, geldiğinde verirdi. Hatta, oradan bana, çok güzel bir hediye alabilirdi.Küçücük kasabamızda, ne bulabilirdi ki alacak? Hele o yıllarda.

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Güzin Abla olmak......İnsanların derdine - güya - çare bulmak. Herhangi bir konuda ne yapmaları gerektiğine karar verememiş olanlara yol göstermek...Yani akıl hocalığı yapmak......Kendin bir sürü problemlerle boğuşurken, başkalarının sorunlarına çözüm aramak...'Kendi başını bağlayamayan, kına gecesinde el başı bağlarmış,' zaten..........

Bazen ben de yaparım bunu.Yaşım yerini buldu ya, zaman zaman gençlere akıl hocalığı yaparım; daha doğrusu yapmak zorunda kalırım. Herhangi bir sorunu olan yakınımı, arkadaşımı, komşumu sabırla dinler; sonra kendilerini rahatlatacak sözler söylerim. Kendimce doğru bulduğum şeyleri yapmalarını öneririm.Güzin Abla olurum yani.....Bu konuda ne kadar başarılıyım, bilemem.

Zaten nasihat etmek, akıl vermek dünyanın en kolay işi...Böyle derler ama, bence o kadar kolay değil. Çünkü bunu yapabilmek için, bazı konularda bilgi ve özellikle tecrübe sahibi olmak gerekiyor. Bir de ağzınız lâf yapacak. Bu da yeterli değil aslında. ”Ağızla pilâv pişmez, yağla pirinç gerek,” demiş atalarımız.... Sonra öğüt vereyim, yol göstereyim derken, iş iyice sarpa sarar. İşte o zaman ayıkla bakalım pirincin taşını. Güzin Abla olmak zor iş.Yine de bazen Güzin Abla olmaktan alıkoyamam kendimi....Çünkü, çevremdekiler bu konuda zorlarlar beni.

Devamını Oku
Kâmuran Esen

- Şiir değil...........Paylaşmak istedim...-


Biliyor musunuz, benim hiç sevgilim olmadı genç kızlık dönemimde. Büyüklerimin, öğretmenlerimin telkinleri, yanlış yönlendirmeleri yüzünden.....Genç kızlık yıllarım aşk- meşkten habersiz geçti gitti. Çünkü bana ve diğer kızlara aşık olmak yasaktı. Erkeklerle arkadaşlık yapmak ayıptı. Kızlar kızlarla arkadaşlık yapmalıydı, erkekler erkeklerle. Kızlar için 'erkek arkadaş' olmaz, olsa olsa 'sevgili' olurdu. Aşk ayıptı, günahtı, haramdı. Peki ya erkekler? Canım karıştırmayın işin o yanını. Onlar için “yasak” diye bir şey yoktu ki. Biz kızlar kafesteki kuştuk, erkekler ise özgür bir kartal. İyi de; erkekler, üçüncü bir cinsiyet olmadığına göre, kime aşık olacaklardı? Kızlara yasak olduğuna göre....

Yazdığım şiirleri bile saklardım ailemden, öğretmenlerimden. Şiir de neydi? Ders çalışmak varken, şiir yazmak da ne demek oluyordu? Hatta şiir yazdığımı bilen arkadaşlar bile “Sen Aşık mısın? ” derlerdi. Çünkü onlara göre şiir, yalnızca sevgiliye yazılırdı. Sevgili! Ayyy! NE AYIP!

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Ben / dalından kopmuş bir çiçeğim
Sen / çiçeğini düşürmüş bir dal.
Bize / yaptı yapacağını
Zalim sonbahar.

Zaman mahzenine depoladık

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Bir çocuk annesiyim.O nedenle yıllarca çevremdekilerden - özellikle yaşlılardan - hep eleştiri aldım, öğüt aldım.... “ Neden tek çocukla kaldın! ”........” Bir çiçekle yaz geçmez.”...... ”Bir çocuk, hiç çocuk.”....” Neden ikinci bir çocuk düşünmedin? ” sözleriyle adeta azarlandım.....Hele hele kız annesi olduğumu bilen veya öğrenen hemen herkes tarafından, “ Hadiiiiii! Belki oğlan olur,” diye, ikinci çocuğa özendirilmek istendim........Bu “ille de erkek çocuk” saplantısı, toplum olarak içine düştüğümüz büyük bir yanılgı.

Oysa benim, ikinci kez anne olmaya hiç ama hiç zamanım olmadı ki! .....Öğretmenlik hayatım çok yoğun geçti. Günde beş, son yıllarda altı saat ders, derslerden sonra yetiştirme veya öğrencilerin beşinci sınıfta girecekleri sınavlara hazırlık kursları, halk oyunları ekibi çalışmaları, zaman zaman müsamere çalışmaları ve başka sosyal etkinlikler.......

Ayrıca bir ev kadınıydım.Çekip çevirmek zorunda olduğum bir evim vardı. Evet, bir öğretmendim ama aynı zamanda anneydim, eştim, bir evlâttım,hatta bir evin geliniydim. Omuzlarımdaki yük öylesine ağırdı ki! Yanımda, sürekli benden bir şeyler isteyen, benden bir şeyler bekleyen birileri vardı. Kadın olmak zordu...Bu yoğun koşturmaca içinde; ikinci bir bebeğe ayıracak uygun haftaları, uygun ayları, uygun seneyi bir türlü bulamadım.

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Geçenlerde, bir hafta boyunca yatıda misafirimiz vardı. Misafir deyip geçmeyin, öyle bildiğiniz misafirlerden değildi. Zor memnun olan, ev halkını ayağında döndüren, nazlı, müşkülpesent ama çok sevdiğimiz biri. Sizin anlayacağınız ağır bir misafir.

Bir hafta boyunca, ayağında döndüm durdum. Yalnız ben mi? Eşim de benimle beraber koşuşturup durdu. Ama iyi oldu ona. Misafir geldiğinde, hiç kalkmazdı yerinden. Sanki misafirle yarış edermiş gibi, misafirle birlikte kendine de hizmet ettirirdi. Bu ağır misafir Hanya’yı Konya’yı gösterdi eşime. Kendisine bir güzel hizmet ettirdi. Böylece eşim anlamış oldu, misafire nasıl hizmet edilirmiş. Bir akşam bile, “ Kâmuran! Benim yeşil çayımı yap.” diyemedi. Ohhh! ......” Deli deliyi görünce, sopasını bırakırmış.” Derler ya, aynen öyle işte.

Kısacası, bu ağır misafiri ağırlayacağız diye karı koca at gibi koştuk bir hafta boyunca. Bir de ilk kez yatıya gelmişti bize. Akşam veya gündüz gelip gece döndüğü çok oldu da, böylesi ilk kez oluyor. O nedenle ne yedirip ne içireceğimizi şaşırdık. İnanın cumhurbaşkanı evimize gelseydi, bu ilgiyi hayatta göremezdi. Çok sevindik geldiğine ama, açıkçası eşim de ben de çok yorulduk.

Devamını Oku
Kâmuran Esen

- Emekli bir öğretmenin duyguları. - (Yeni düzenleme)


Çiçeklerim!
Kokunuzdan uzak,
Cıvıltınızdan mahrum kaldığım,

Devamını Oku