istanbul düşünce aklıma
ilk sen dikilirsin karşıma
ve alçakların inadına
istanbul'un güzellikleri dizilir ardına
gözlerimi yatıramam
dünya dolmuş
biz yolcu
direksiyonunda bizden oplmayanlar oldukça
özlemlere hüzünlere taşır bizi
arasıra şaşırır mutluluğa da uğrar
yüreğimi avucuna koyacak kadar sevdim seni
sen bana yasaktın
bu şehir bana yasak
oysa ben bu şehirde doğdum gamzelerine
gözlerinde yürürdüm
yürüdüm üstüne üstüne karanlığın
girersem yollarına bohçamda türkülerle varırım sana
mutluluklar bağlarını sunar bana
varırsam bir insana
tut ki ben bir ameleyim her gün ezilirim yaşamın altında
sen de bir öğretmensin yaşam okulunda
dermanlığa görmek
uzaktan uzağa sevmek yetmiyor
mektupların saçların gibi üzerimi örtmüyor
vadisine akan su gibi akmalıyım
çiçek bahçesi bedenine
uğrarken en mahrem yerlerine
şehirler gezdim
gece vardiyesinden yeni çıkmış işçiler gibi yorgun
üç dört kişiyi birden idare eden
aşk düşmanı gibi yoğun
arıyanı soranı olmayan yaşlılar gibi durgun
benim pokimonlarım olmadı bilyelerim de
sığınacak yer ararım akşam karanlığında
gizli gizli ağlarım özlemlerim saklıdır gözyaşlarımda
gözyaşlarım ki diken gibi durur yanaklarımda
annemi görürüm çocuğunu okşuyan her kadında
sevinçlerim uçup gitti
yanıtmadı beni yüreğim
yüreğimden gelen her şey kabulümdür
anahtarı yaralı yüreğinde
bu yürek şimdi senin köşkkündür
sevdamın uğruna çıktım dağlara
bazısına ilaçtır bazısının yarasını kaşır
herkesi gerçeklerine taşır zaman
pırıltılı yılbaşı gecelerine benzemiyor
mutluluk da emzirmiyor çoğu geceler
hiç birşeyin aslı değil gölgeler
yırtarak karanlıkları gecelerden geçiyorum
yıldızlar suç ortağım
üzüm gözlerinden aşk şarabı içiyorum
gülüm her yanım sen
sinsi hayat sevenlere vermiyor rahat
ayrıda kalabiliyormuş insan
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!