amsterdam istasyonunu seyrediyorum
köprünün yanıbaışında
insanlar dolaşıyor insan çölünde
genelde yanlız
bazıları da bulmuş
kendilerine bir eş
alkor şişesinde ararım seni
yüreğimde olduğunu göremeyecek kadar kör olduğumda
yıldızlar yağar akşam karanlığına
gökkuşağı olur asılırım dudaklarına
gözlerim dese de yaklaş
güzel kız benden uzaklaş
üzerine sinebilir mapusluğun kokusu
titreyişim acemiliğimin açlığımın korkusu
öpmeye eğilirken de bir çiçeği
incitmekten korkarım doğrusu
sararak kafkasların kokusuna
karadeniz’den yakamoz getirdim sana
heder olan yıllarını veremem ama
sevgi tarlası yüreğimi koymaya hazırım avucuna
uzak sevmelerden hasrettir payıma düşen
ağla güzel memleketim
vuruldu bir ürkek güvercin daha
ağıt oldu “sarı gelin”
asıldı dudağa
bir güvercine daha kıyıldı
kırık bir dala konmuş serçeyim
hasret kokar sesim
sensiz de sendeyim
dudakların kıvrımına bak belkide ordayım
ya da yalçın dağlarının tepesinde
mutluluğun resmini çizmekteyim
gözyaşlarınla beni vurursun
gamzelerin konuşsun
uzat narın gülüşü dudaklarını
sevinçlerimin yaşlarını silsin
sen sevdamın susan dilisin
bu ilk değil
geceleri gökyüzünden yıldız düşürüşüm
cimri hayatın göbeğine inadına koşuşum
memleketim gibi berbat halime gülüşüm
sessiz çığlık susuşum
ama bu ilk
sevgi ısmarlanmaz büyütülür
insan kirlendikçe sevgiyi bitirir
fırtınada ipi kopan uçurmam gibi
yitti çocukluğum
mutsuzluk adresimdi
yüreğimin duvarında aşka özgürlüğe dair afişler
şu polisler düşüneni neden fişler
ayağı kırık at sevgisiz hayat
hep ömürden yer saat
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!