şehrin şerrinden
koru bizi allah’ım
ululanmak isteyen
çarpık müteahhitlerden
cilalı taş bebeklerden
ı
her aşk bir mecnun büyütmez
ve her insan kendini sever sadece
zamanı yontan mevsimler
yıllanmış hüzünler bırakırken kalbime
üzgünüm çok üzgünüm
notası eksik bir şarkı kadar
bahar kumpasında yanarken taşra
kelime kusmaktan yorulmayan şairler
kulağı ıslıkta ergen kız gibi
koşadurun kadrolu hazlar peşinde
ne yazık
aynalar şehrinde bir çirkin olmak
bilmezsin
acı nasıl pekişir
unutmak ne güzeldir
hatıra nasıl yakar
bir kız tanıdım
saklardı kendini garipçe
neşeli sanırdı onu herkes
fırtınalar yaşardı içinde
sakin ve sessizce
yorgunum gece vardiyası
yalnızlığım başımdan aşkın
sanayi teşviki alan şehirde
insan enkazındayım
kanımda ağır metal
yorgun atlar dinlenir alnımda
misket oynar haylaz çocuklar
kanat çırpar düş perileri
sevda arar bir mecnun
ağıt yakar bir kadın
haritası bende pusulası sende
gözlerimizde değil içinde derin boşluk
yükselen yerçekimi yayılan antitoksin
yaralıyor beyhude yorgun akan ırmağı
kolunda nabız gibi üç ünite taze kan
bir asansörde ölmek kaç kişiye nasiptir
tepemizde güneş
altımızda ırmak
rüzgârlı çayırlar
dalga dalga kan
yaşasın diye
ankara’da baylar
benim bir kırlangıç
babamın mevsim olduğunu
yorgun daldaki
ham meyve ağrısına
oğul dendiğini
kuş tüyünden hafif




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!