kuşluk vakti kabartmış tüylerini
uyku mahmuru alaca bir baykuş
karıncalı kolları güneş yanığı
parmağı tetikte çilli bir oğlan
gözü baykuşta bekliyor pusuda
bilgelik darağacı baykuş bilmiyor
gramofon bir şehri yakar gibi
yükselip yaşlandı sesim
laciden sevgili maviden göz
düşersin bir derin uçurum
seversin öç olur eylül kırmızı
bir kız tanıdım
saklardı kendini garipçe
neşeli sanırdı onu herkes
fırtınalar yaşardı içinde
sakin ve sessizce
şiirin jandarması akademi
elinde didaktik süngü
boy verir sığ sularda
mil çekilmiş gözleri ayın on dördü
e = mc² olsaydı şiir
kimselere bırakmaz
bu aşk yürümez necla
ayla bir deli deniz
annemse şehreküstü
ayaz kesti ellerimi
gülden bir akşamüstü
ve taşları kuşla vurmak
bir tankı bir çocukla
hunharsın kan dökersin
keser kasatura kasımpatıyı
sen yaparsın olur adı hürriyet
beklentiden az boyuna sevgiler
düştüğüm yerden yüksekte hayat
ömür bir ağaç mevsim kararsız
kalan hasret giden gam
her yaşım kırk her ayrılık dün
ırmaklara aktım ulaşmak için
adını söylemekten yoruldu harfler
ayaklarımda yağmur gözlerimde gam
kimsesiz tek başına mezar içinde mezar
ateş yanar su üşür bir ceset tarlasında
ürkek ve beyaz bir gelincikken ben
şimdi gidiyor musun
seni tanımak ve kirlenmek için biraz
yaşlanmış gölgemi nehre bırakıp
bilmem kaç durak yalnızlıktan sonra
bir şehre indim ayaklarım suçüstü
gördüm şafakla doğup gurupla ölüyorsunuz
bozkır yolcuyu nasıl beklerse
yağmurun yağışından belli yoksun
küçük külgün yanık buğday
kırılsın matruşka kalbine sevda
güz olup dökülsün içine bahar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!