hayatı sever gibi sevmişlerdi
sonra soğudular
hayattan soğur gibi
adam “bekâr” karısı dul
güne merhaba derken akşam
ayrıldılar
bir elif miktarı
sevseydin beni
vav olup dile düşmezdim böyle
la deyip çattın kaşını
sen tenvin olup
geçerken duraklardan
yorgunum gece vardiyası
yalnızlığım başımdan aşkın
sanayi teşviki alan şehirde
insan enkazındayım
kanımda ağır metal
şeyhim yolcular pervanesini
sır çözülür gölge yanar ay üşür
hatıralar kan güller kırmızı
muhacir sevdalar mukim ağrılar
gam makamında hicran şarkılar
yorgun atlar dinlenir alnımda
misket oynar haylaz çocuklar
kanat çırpar düş perileri
sevda arar bir mecnun
ağıt yakar bir kadın
haritası bende pusulası sende
kırık bir hançer ağrısıydı annem
berceste mısralar kadar naif
gözyaşından bir elbise içinde
akşamla ıslanan yağmura sığınırdı
titrek parmakları minicik ellerimde
gözlerimizde değil içinde derin boşluk
yükselen yerçekimi yayılan antitoksin
yaralıyor beyhude yorgun akan ırmağı
kolunda nabız gibi üç ünite taze kan
bir asansörde ölmek kaç kişiye nasiptir
tepemizde güneş
altımızda ırmak
rüzgârlı çayırlar
dalga dalga kan
yaşasın diye
ankara’da baylar
acıya emanet bırakıp kalbini
parmağın tetikte alnın namluda
hayatta acemi ölümde usta
sen hiç attan düştün mü atlıkarınca
kaç afet cana kıydın ey aşk
benim bir kırlangıç
babamın mevsim olduğunu
yorgun daldaki
ham meyve ağrısına
oğul dendiğini
kuş tüyünden hafif




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!