Martılar
martılar
gözlerimden salınırlar
süzüle, süzüle
sevinçlerimi gökyüzüne taşırlar.
Yeni geldim sana,
ne desem ne yapsam
şimdi ben
Ben bir naturalistim,
Adimi degistirdi bu sehir;
Okuduğum kelimeler
bir yerden bulup çıkardığım
Kelimeler,
beni benimle yüzleştirir.
Şöyle bir kelime dizisi okudum:
Ölümün canını sıkmayın
kocaman bir yığıntı gövdemizle
içi boş/kavgalı/şiddetli
hantal ve bir sürü tamamlanmamış halimizle
balyoz ağırlığınca gümbedek
yıkılma ölümün üstüne
çıkamadığım kadar sarhoşum
şehirler meyhanemdir
sisli gürültüler
ve
deli bakışlı karşı masalar
iç içe geçmiş apartman balkonları gibi
Yaşadığım binamda, sokağımda
İcadiye, Bağlarbaşı'nda,
huzurun adresi var;
bu ne yar, bu ne diyar, bu ne didar
yaşadığım ömrüm kadar...
bu ne kısmet, bu ne bahtiyar
Belanın iki yüzüdür
Dünyayı kana bulayan
Biri sakal, biri çakal
Aynı soyun sülalesidir
Aynı gövdenin iki eli gibidir
'Sahiplenmeden' yan yana olmak
Bensiz de ``mutlu`` yaşayacağım diye bilmeyi
söylemektir, Aşkın ederi...
Yani: hiç bir yükü bir birine bırakmadan
üst/ üstünüze binmeden
sahipsizlikle bulduk ise bir birimizi
Sahipsizlik ne güzel
Kimi kimselerin dolu dolu olmadığı
Bir sessizlik varsa yanıbaşında
Tek başına...
Hafif ve serin serin
Yalnızlık
Bu Dünya yıkılsa
kimseler kalmazsa
bir göz kalsa tek kale...
ne bulur bu boşlukta;
Güneş, ay, yıldızlar ve karanlıklar...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!