Oynayanlar dolmuş meydana
Bir zamanlar ayılar oynardı
Verdikçe lokmasını
Hop oynar
Hop kalkardı...
Bir çehrenin oynayışını gördüm
Kapatmış gökyüzünü gözlerin
gökyüzünün üstünde kaşın var
gülüm
kaşın var
Kurtulamam senden,
uzakların önünden kaçarım
Doğrulmadı Yurdumda
Emekliyor Emek
Yaşı Doldu Bir Asıra
Doğrulmadı Yurdumda
Bir Kalkar Oldu
Sandık Sahiden
İstanbul gezerim emirgan’dan içeri
Urumeli hisarından gelirim
sahil boyu;
Fırtınalar, dalgalar, martılar
Ne güzel şarkılar; Bir boğaz senfonisi
İstanbul gezerim emirgandan içeri
Aşkın sesiydi seni bana çağıran
Ceviz kabuğunda sakladım
Yüreğimden kaçtın
Tuhaftır bunun acısı
Hangi yere anlatsam
Yeri gök’ü çınlatsam
Pabucu yok ki dama atsın
Bu yavru ayağa ne taksın
Dam dibe çökmüş, göçmüş
Uyusa da büyüse, nereye yatsın
El emeğidir, baş teri ekmeği;
İstanbul buldum
kaybolan bir İstanbul
Yeniköy’de
Dolaşırdım bir zamanlar
Yeniköy’den habersiz
Korku geceleri, istiklal caddesinde
Ne bu ayaklar;
Postal
Takunya
kundura
Ayağında kundura,
Susmaktır
sokakları bırakıp kaçmaktır,
korkudan 'ödü' patlamaktır.
Gerçeğin çok düşmanından,
yalanın çok dostlarından...olmaktır...
Umarsızca katlanmaktır.
Seni gördüm çoğu yerde
Çılgınca renklere bürünmüşsün
Öyle güzel seslenişin varki
Ceylan olup yürekçe
Zambak olup güzelce
Ceylan zambak görünmüşsün...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!