Sana dair hiçbir şey kalmadı, diyorlar.
Oysa ben,
her sabah biraz daha sana benzeyen
bir sessizlikle uyanıyorum.
Kimse görmüyor.
Çünkü yas,
önce insanın yüzünü değil;
zamanını değiştirir.
Saatler aynı yerde durur,
mevsimler aynı sırayla geçer
ama insanın içinde
çoktan başka bir çağ başlar.
Akşam çökerken şehrin üzerine,
pencerelerde gözlerine benzeyen ışıklar yanıyor.
Her ev,
kendi yalnızlığına çekiliyor.
Ben ise
eski bir şarkının kırık bir yerinde
hâlâ sesini arıyorum.
Rüzgâr, perdeleri usulca kaldırıyor.
Sanki birazdan kapı açılacak;
sanki yıllar önce bıraktığın o gülüş,
gecenin unuttuğu bir yerden
geri dönecek.
Ama bazı bekleyişler vardır;
kapıyı değil,
insanın içindeki boşluğu büyütür.
Hatırlıyor musun?
Bazı akşamlar
gökyüzü daha geç kararırdı.
Ay,
denizin üzerinde uzun bir yol bırakırdı.
Biz konuşmazdık.
Çünkü bazı sevgiler
kelimelerle anlatılmaz;
iki insanın aynı sessizliğe
bakabilmesiyle anlaşılır.
Şimdi gece,
her akşam biraz daha erken iniyor üzerime.
Kaldırım taşlarında
eski adımlarının yankısı var.
Masada yarım kalmış bir kahve,
yanında aynı sayfada bekleyen bir kitap...
İnsan bazen birini kaybetmez.
Onunla yaşayacağı
bütün ihtimalleri uğurlar.
En acısı da budur;
giden bir insan değil,
gelecekteki bütün "biz"lerdir.
Eğer bir gün dönersen,
beni aynı yerde bulamazsın.
Çünkü seni beklerken
aynı insan olarak kalmadım.
Biraz yağmur oldum,
biraz sonbahar;
biraz da gecenin koynunda
adını kimsenin bilmediği
uzak bir yıldız.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 12.07.2026 20:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!