Yüzünde Meleğin nurunu gördüm
Zülfün telleri karlara benzer
Sarı papatyalardan tacını ördüm
Erguvan kokulu güllere benzer
Tabip zay etme boşa merhemi
Ahirette halin nece olur bilemem
Sürmez bu devran görürsün beyim
Deyyussun ipini çekmeden ölmem
Söylersem kalbin kırarmı beyim
Yükseklerde oturup tepeden bakma
Har yüreğim ona yanar tümden derinden
Hasret güllerim kuruyor dipten kökünden
Gözlerim ağlıyor bir şey gelmiyor elimden
Acısı sineme sığmıyor bilen varmıdır
Şafak sökünce eser sevdanın hüzünlü yeli
An gelir alemde göçülür bir gün
Gelipte dünyada kalan yok bilesin
Sürmeden bahçeyi etmeden sürgün
Gülsüz bağda bülbül ötmez bilesin
Gönül defterini doldur sonuna kadar
Biliyormusun sen gidince bir yağmur yağdı inceden ince
Bir rüzgar esti ılgıt, ılgıt serince
Üşürken, çıkardım cebimden tabakamı
Sardım bir dal sigarayı titreyerek
Alaca karanlık hasretle başlar
Beddua yolladım senin peşinde
Islanır kirpikler dökülür yaşlar
Beddua yolladım senin peşinden
Hangi cümleye sığınsan ne desende
Gidin nazlı yare selam söyleyin
Yar sevdası beni uyutmuyor oğul
Dünya bir bilmece boş değil deyin
Bir günüm bir günü tutmuyor oğul
Derdimi yazarım gönül defterine
Eğer sitem ettiysem sadece nazdı
Mevsimler içimde bahardı yazdı
Hüzünle geçti ömür güldüğüm azdı
Bu akşam seninle gülmeye geldim
Vurun yüreğimden cezamı verin
Kimler geldi kimler geçti dünyada
Yalın ayak koşar ararsın beni
Ne acılar çekildi sensiz yıllarda
Vebalim boynunda ararsın beni
Saçlarında aklar yeşilin solsun
İlk günkü gibi yine beni aramalı o gözlerin
Yolumu gözlemelisin ömrün tükenene dek
Belki umutları yitik dönerim
Duygularımı sök al avuçlarına
Oku gözlerimdeki taşan yorgunluğumu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!