Bir rüya kırığıdır dökülen her yaprak,
Zamanın nabzı atar, kırık ve hevessiz.
Gökyüzü pas tutar, taşar içimden ırmak,
Bir anı eğilir suyun yüzüne sessiz.
Evlerin duvarında solgun bir ses uyur,
Atalarının şahdamarına vuran yaşam korkusu,
Yüzyılların içinden sızar, taşar, dolaşır insanda.
Bir ayaz soluğu, bir sezgi, bir eski anı dokusu,
Kaygısını yazar sonbahara elemli bir mektupda.
Ve O ki, adresi zaman aşırı düğümlere gebe;
Pek Sayın İnsanoğlu, Sayın Sen;
Varlığınla ilk aklı temsil ederken, arkaik kendini ödünç alınmış mermer parçasında alazlanan volkanın aleviyle yaktığını unuttun mu? O lavları tüküren koca dağın eteklerini aklın, vicdanın, ruhunla tutuşturduğunu; zamanın hışmında pişirip insanlık fırınında ısıttığını bilmez misin? İnsan oğlundan "insana" döndüğünde, diyalektiğin materyalist çarkında bir "Homo-Deus" azmanını ne çabuk yarattığını görmez misin? Ateşle parlattığın oluşlarından fırlayan taşkın lavlar gibi zamanlara dağıttığın yangınlarda, aklın ve vicdanınla yaratıp sonra kaybettiğin metanetini, tarihe alevlerle taşıdığın elem parçacıklarında un ufak olmuş mermer gibi hamurlaşan "Medeni İnsan" eserini, daha dün sabun kalıplarına sığdırarak dedelerinin yağında ellerini yıkayan çocuklar gibi sunduğun yaşam trajedisini bir kez daha yaşamak sana yetmedi mi? Yıktığınla ve yaktığınla kavurduğun “ben”le, geriye bıraktığın türden kalacaklarda bulacağın yegane varlığın yokluk olacağını hala anlamadın mı?
Pek Sayın İnsanoğlu, Sayın Sen;
Zordur vedayı teslim etmek sahibine,
bir temmuz başı
kor alevlerden atlatarak eşikleri
bir temmuz karası ŞEHİR de
Ve isli puslu dumanlar içinde
Bir vedanın telaşını duydum
Gönlümden akan nehirde
Ne kadar köprüler kursamda
İçine sığamadım menzilde
Vedayı saldım kaynağından ipince
Veda etmek geçtiğin nehir üzerinde
Vedayı vadesinde bulup da çözmek
İçtiğin zehirdi baldıran köprüsünde
Bir kedinin asaletini insanda özlemek
Tersi giden akıntıda eski bir dosta
Prolog:
“Şiir yaşamak içindir,
hayat da şiir için biraz.” T.Uyar.
Yaşamaktan öğrendiğim şeyler var;
Kokusuz bir bahçede gül solumak gibi,
Örgütsel bir dokümandı sana fısıldadığım hayat
Bileklerine kelepçe vurmuş karakolların
işkencesinde
Sinik göz altıların ranzasında bestelendi
o yüzden kesintili, cılız ve içli türküler
O yüzden sesi kısık ve nezleli, yarım ve aksak şiirler.
Vakit kendi izini sürer her yürekten.
Bir gidiş başlar, sessizce;
Bir kalış biter, fark etmeden.
Yaşamak;
Kokusuz bahçede gül solumak gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!