Bir babanın en çok kırıldığı damardan kanadın
Bir vedayı çok görüp en sevili kalpte
Bir yaşamın kilitli kapısını yüzüme kapadın
Hoşça kal.
Yaşlanmanın ıslahında kendi sergimi açmıştım
Gece, yine aynı yerden açıyor yarığını;
şehrin paslı omzu boyunca
uzayıp giden bir çizgi gibi.
Otobanlar ki,
Akşam, buharlaşıp oraya siniyor
ruhun karanlık su yolları sanki.
Gece ve şehrin en karanlık uzamı
Otoban nehirlerinde toplar akşamı
Ve kendi Kafdağlarına çağırır
Gılgamış’ı unutmuş zamanda insanı.
Derki unuttun mu altında duranları
Prolog:
“Şiir yaşamak içindir,
hayat da şiir için biraz.” T.Uyar.
Yaşamaktan öğrendiğim şeyler var;
Kokusuz bir bahçede gül solumak gibi,
Vakit kendi izini sürer her yürekten.
Bir gidiş başlar, sessizce;
Bir kalış biter, fark etmeden.
Yaşamak;
Kokusuz bahçede gül solumak gibi,
Kirpiğimin hicri öksüz,
silikti ismim — izsizdim.
Kımıltısız, öykülü bir yüz,
hükmüm yoktu.
Bilirdim.
İklimini süzdüm gizlinin,
Şiir insana sıradan gelir
girince saatin tik taklı sesine
bekletmez zahir
zaman gelmiştir
zemberekli çiçekler alırsın
Çın çın öten zillerdir
Filminin makarasında bir masal
sarılmışlığıyım yaşamakların
Ortasında bir göz, perde ve dram
açılmışlığıyım hatırlı kadrajların.
Tamamsa ışıklar süzülür içimden
geçirgenliğiyim karanlığın
Bilinci açık bir şiir bırak geceye
Karanlık sabahlar şafağını söksün diye
Uykudan her dem yeni uyanmış
Bildiğini gariplere üflesin diye
Yık gözden ırak zihnin mağarasını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!