Kadir Üçvet Şiirleri - Şair Kadir Üçvet

Kadir Üçvet

MUSALLA TAŞINDA

Soğuk bir rüzgarın sızısıyla açtım gözümü
yola çıkmanın çarpıntısında bırakmıştım ömrümü
İçimi soğutan taş bir yataktı yerim buzuldan
tüllerin ardında hırçın çizilmiş manzaradan

Devamını Oku
Kadir Üçvet

MUSALLA TAŞINDA

Soğuk bir ıssızın sızısıyla açtığında gözlerini henüz uzaklaşmamıştı. Buradaydı işte, içini soğutan bir taşın üzerinde uzaya fırlatılacak bir kabin gibi hissediyordu. Aslında halen buradaydı ama burası bir başkaydı. Görüntüsüyle arasına bir perde girmişti, tüllerin arasından manzarayı çizen ressamın hırçınlığını duyuyordu. Gören perdelerin arkasını hangi gözle görecekti? Neden kuşbakışıydı herşey, büyük ve ölçeksiz? Ama nedendi ayrı duruşu insanlardan, flu görüntü geçmiş yıllarda seyrettiği televizyon görüntüsü değildi. Kuşlar, neden gökyüzünde değildi, hepsi kara toprağa değmişti. Gökyüzü tertemiz, pürüzsüz bir cilde işlenmiş, temiz bir yol gibi çizilmişti. Ruhunun titreşimini, ıslak bir hırıltıyla duyuran bir soluk, sıcak solukların ona bakıp ağladığı bir mevsim geçişi gibi huzursuzluk ve yola çıkmanın kalp çarpıntısında duran yorgun yürekli bir soluk gibi hissetti kendini. Yalnızdı.
Bütün insanlar; karşısındaydı, sadece ona bakıyorlardı, ışığın çarptığı ve onu tanımadan geçtiği bir karasal gölgeydi sanki. Islık sesiyle müziğin soluğunu duyuyordu ama fısıltılar ona bakarak bulmaca çözüyorlardı. Bulmacanın çözülen tarafında kalmış, hep çözdüğü yanı karşısına almıştı. Yaşamaktan arta kalan silik hatıralar bulutu, ona geride kalanların izini vermiş, bir filmin başrolünü gizlice oynayacak sinemanın yer gösterici feneriyle gözlerine silik bir ışık serilmişti. Hep seyrettiği filmi, şimdi içerden bakarak ve kendine bakanların bakışından izleyeceği yeni bir seyirlikte gibiydi.
Yaşarken de hep böyle miydi? Hep o başkalarını başka tarafa atar, insan yüzlerindeki yarayla yatar kalkardı. O karşıda olan, kalp koyan, yüreğinde denizleri tutan, hep hatırlayan ama hiç gülücük emojisi olmayandı. Hep işleri olanlar, hep gezen, seven, beğenen, yiyen-içen, soran, kaçan cesur insanlar, mirasyedisi oldukları zamanlarından kopup neden şimdi buraya ürkekçe toplanmışlardı? Hangi hesabın gösterişine panayırlanmış bir mezraydı burası?
O, neden herkesten ayrıydı? Ayrılık, yüzleri solan insanlar mı demekti? İçinde uzandığı ahşap kulübe, altındaki sert ve soğuk yatak ve sarındığı beyaz kıyafetlerle burada hangi yolculuğun ilk durağındaydı? Neden insanlar elleriyle dokunacak kadar sıcak ama soğuğuyla korkutulmuşlar gibi ayrıksı ve ona o kadar uzaklardı? Misafirlerini saramamanın telaşını duydu. Gelenlere el vermemişti, gülen yüzlerini saklıyorlardı fotoğrafından ve sanki bir önceki otobüsü kaçırmış da soğuk rüzgarda açık durakta beklemenin üşümesiyle ruhlarını kapatmayı unutmuşlardı. Emojiler dağılmış, mediumlar kaçmıştı. Ve kalan ağızlarında veda sözcükleri, sessiz bir dilin içindeki konuşma balonlarıydı.

Devamını Oku
Kadir Üçvet

Kelimeleri
Soysak
Kirli çamaşırlarından
Beyaz ayarlı
Filmlerini çeksek
Çıplaklı

Devamını Oku
Kadir Üçvet

................. Ölüm Bir Karnaval
Bir ırmak yatağında ruhlardık serili
karanlıkta yıkanan cesetlerin varisi…

Pislenmişlerdi dürtülerinden kirli bir rüyada,
Irmak olmuş akardı rengi karanın o havada

Devamını Oku
Kadir Üçvet

Bir masa,(idi)
Dört kişi. Soğuk, gece ve bir Suavi şarkısının
sözleri gibi (ydi) , yaşam:
Ufacıkbirdükkan/ikimasadörttabure/agopunmeyhanesinde/dostlarbirlikte.

Dört kişi.

Devamını Oku
Kadir Üçvet

..........yazılanlar vardı bu son cümleden önce bir harekette
silinen.anılarda yaşardı bir çocuk bir sanatçının evinde.bir
görünüyordu çocuk,bir yok oluyordu.kelimeler dünyanın heryerinde
farklıdır. her evde, her bedende, her hücrede,her bardakta,her
masada, her susuşta olduğu gibi.anlamak,aynı şeyleri anılaştırmak
gibi sanki.

Devamını Oku
Kadir Üçvet

Dalgalardı kıyıdan köşelere vuranlar,dalgaları aşmaktı yerleşik
amaçlar..Elini eteğine değdirmekti, taşların altına giren suları avuçlamaktı sevgiler, arayışlara köpükleri karıştırmaktı belki.

Bir yeşili çalmaktı maviye ve hüzne..Dalgaları bırakıp, özlemlere kaçıştı bir kumsal boyu,geriye..Bir zeytin bahçesini düşlemekti, dalgaların üstünden bakıp, sahile..Yalnızlığına yazgılı kaderleri ertelemekti, kumsal kalabalığında azalan seslerine şarkıların, sözler aramaktı..

Sakinini bulmaktı hızlı gidenlerin.Erteleyişleri dizginlemek ve bir fırtınaya daha hazır olmaya yatmak, gerekçesiydi düzlemsiz düşlerin.Onun için yaşam düşlerdeki değildi..Askılar hep asılandı, asılınan olamayacak olandı.Oysaki sorumluluklarını asmak ve düşlerindeki düzlemi bulmak için kaçmak, bir deniz kıyısına varmak ve sadece karşı kıyıya bakmak vardı.Umuttu, vardı....Oysa askı hep asılandı...

Devamını Oku
Kadir Üçvet

İZLEM
Küçük,
Küçücük, küçülmüş:
Ben....,
Varlığı,
Varması, olması:

Devamını Oku
Kadir Üçvet

Süssüz bir eştir aslında varlığa
Mümkün sebeptir esasen olmaya
Sözsüz bir mehveş varlıkta darlığa
Kendisi kendinden ırak yalnızlık.

Sessiz bir özdür varlıkta olmaya

Devamını Oku
Kadir Üçvet

I.
Süssüz bir eş gibi, varlıkta sessiz, taş olup donduğum anda,
Ruhumla arama perde inerdi, ışık değip geçer yanda.
Gökyüzü pürüzsüz cilde benzerdi, yel olur eser zamanda,
Yalnız, tanınmaz bir gölgeydim sanki, ışıksız bir insanda…

Devamını Oku