Mevsimlerin elediği rüzgarlarında kurudum.
Güneşte yanan yaprağında,titredim durdum.
Serin gölgende öten,kuşlar gibi kavruldum.
Sessiz sabahlarımda eserken kavak yelleri.
Yaşlı gövdeni saran şu incecik dallarında,
Cananın aşkında kavrulan canlar,yandıkça pişer.
Yanan şu gönüllerde arzular,hasretin korunu üfler.
Karanlığın gölgesinde geceler,yanık sabahı özler.
Küllerde savrulur tüm aşıklar,sevinçle kavrulurken.
Hülyaların yanarken,kırık aynaların derin tozlarında.
Zamansız öten şu horozlar yüzünden,
Gönül saçımı yoldu,yorgun karanlığım.
Süzülürken uykularım,yaşlı gözümden.
Tutulan sanki güneşti,soldu aydınlığım.
Ağlarken gözüm,siyah tüllere kondum.
Eller gördüm.
Yorgun avuçlarında,
Çatlayan toprak gibi,
yanmış.
Ovaladıkça dağıttığı,
efkarının tozuna,
Sarmaşıkların kuruyan dallarında,
yorgun adımlarla acıyla tırmanan,
Karınca gölgelerini topladım.
Çiçek açan hayallerimin,
Hasret rüzgarlarında,
Arzularda savruldukça,
Dert teknesinde dermandır,kardığın hamur.
Susuz yazın özlemidir,bastığın kara çamur.
Ağlayan gözlerinden dökülen yaştır yağmur.
Sevgi rüzgarında savrulurken,son gördüğün.
Ayın gölgesindeki,uykusuz gecelerinde inle.
Aynı ipte iki cambaz.
Aynı rolü oynayamaz.
Kalburda su durmaz.
Testilere dolmayınca.
Çeşmeden su akmaz.
Kırmızı karanfiller diktim,kuruyan hayallerime.
Geçen günlerimde açarken,seyredeyim diye.
Sevgi çağlayanlarından akıttım,aşkı yüreğime.
Yaşlı gözlerimde ki hayalim,hiç solkasın diye.
Güllerin yaprağına dolandı,hep sarmaşıklarım.
Kazdığım çilelerde gömdüm,
Yaşanan dertlerin dermanını.
Hasretin yaşlarında yürüttüm,
Yorgun günlerin sevdalarını.
Kısmet tarlasında biçtim izini.
Tarağından dökülen kıllar,ne kadar çaresiz.
Kalburda taşıdığın sular,toprak için yetersiz.
Ölünce geriye bıraktığın mal,şimdi kefensiz.
Döner çuvallarda,değirmen suyu gibi sessiz.
Zaman çemberinde,boş hayallerle dolaştın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!