Sanki sensiz,
Yüzyıllar geçirmiş gibiyim,
Öyle eski
Öyle derindir acın içimde...
Fakat sorsam sokaklara,
Ne seni bilirler!
Mehmedim
Gittin ya bugün benden
Gözlerim ışıksız kaldı
Söndü yüzüme vuran nur
Yüreğim dermansız kaldı
Ah mehmedim!
Bugün de güneş doğdu Müjgan,
Bugün de esti rüzgar,
Sana bahsettiğim şu bohçacı var ya!
Yine geçti bağırarak bizim sokaktan,
Bilirsin sevmem öyle birden yükselen sesleri,
Bende irkildim yine farkında olmadan...
Görmeyi becerebilene
Hayatın kendisi de bir tesellidir.
Acının içinden geçerken
Ya da acı senden geçerken,
Kanayan yaranla
Aynada göz göze gelmek
Ne ölüm,
Ne aşk,
Ne de nefret...
Bunlar bizi,
Birbirimizden,
Uzaklaştıran şeyler
Yuvarlandı...
Yuvarlandı ve...
Düştü.
Ömür ağacının körpe tohumu...
Toprağa,
Suya,
Yoruldum konu sen olunca;
Dili geçmiş zamanlarla
cebelleşmekten...
Biliyorum çoktan kapandı devrimiz
ve istesekte bir daha
doğmayacak aynı güneş...
Nice yağmur yüklü
Satırlar dizerim sana.
Pek çoğu da buram buram...
Hüzün kokar.
Her zerre, her damla
Bir telaşla doludur,
Öyle bir düştün ki gözümden,
Kimse senin kadar iyi intihar edemezdi.
Şimdi, boşlukta sallanan zavallı bir gölge misali,
Unutulacaklar mezarlığında oturmuş,
Sıranı bekliyorsun gömülmek için.
Toprak soğuk, biliyorsun da üstelik;
Hapsedilmek Şarlo,
Bir akla, bir fikre,
Zamana ve bir kalbe,
Neresinden bakarsan bak,
Hepsi esaret bir yerde,
Üstelik sıkıca tutunduğun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!