O eski bir hikâye, yıllar geçti üstünden,
Yitip gitti anılar, ne kaldı ki o günden?
Küllendi yüreğimde, yıllar süren ateşin,
Geçti aşkın mevsimi, ne istiyorsun benden?
23 Eylül 1989 – Cumartesi / Ödemiş
Hey gidi eski günler, ne tez geçip gittiniz?
Süzüp hatıraları, zamanda erittiniz.
Uzanıp her akşam, grubun arkasına,
Her güneş batımında bir bir veda ettiniz.
Aşkımla alay edip, gül istediğin kadar,
Bilmelisin ki er geç, her zulmün sorgusu var.
Bakalım Mahşer günü, nasıl hesap verirsin,
Bana bu yaptıkların, soruldukça günahkâr.
1 Mart 1986-Cumartesi/Ankara
Oturdum akşam vakti, şöyle körfeze doğru,
Aklımda yer eylemiş, yine o aynı soru…
Martılar neyin olur? Gece gündüz peşinde,
Söyle biz de bilelim, Dokuz Eylül Vapuru.
17 Nisan 2008-Perşembe / İzmir
Bu ayrılık değildi, tez geçecekti güya!
Bitecekti hasretlik, kalmadan bir kaç aya.
Seneler aktı geçti, hala senden haber yok;
Gözüm yollarda kaldı, dönecektin hani ya?
Gidiyorum öyleyse, duysun tüm cümle âlem,
Gözden ırak gönülden ırak olurmuş madem.
Pişman olup da bir gün, haber salma peşimden,
Yalvarsan da nafile, artık geri dönemem.
28 Ekim 1984 – Pazar / Ankara
Kahrımdan ölüyorum, ne haldeyim bir bilsen! ..
Ne isterdim Tanrı’dan, tekrar yüzüme gülsen.
Her cefana katlanır, bir of bile demezdim,
Kölen olurdum inan, bir gün dönüp de gelsen.
5 Haziran 1984 – Salı / Ödemiş
Artık el oluyorsan, dönüşün yoksa geri,
Lütfedip son arzumu, yerine getir bari.
Ardından yıllar boyu, ağlamaktansa eğer,
Bir an evvel öleyim, vur bağrıma hançeri.
15 Kasım 1988-Salı / Ankara
Eşme yaramı dostum, sus aksın geçsin zaman,
Teselliye kalkışma, depreşir derdim inan.
Hele bir kaç yıl geçsin, yaram kabuk bağlasın,
Belki sızım da diner, gün geçtikçe Süleyman.
4 Mart 1986 – Salı / Ankara
Bu kaçıncı gelişim, kapına boyun büküp,
Aşkını dilenişim, gururumu bırakıp.
Heyecanımı görüp, yeter gülme halime,
Bekletme söyleyiver; hepsi iki kelime,
Seni seviyorum de, bir kez Tanrı aşkına!
Yalvarıp yakarmaktan, döndüm hepten şaşkına.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!