Sen her şeye bir cevabı olan adamdın baba.
Bir kapı kapanırdı,
başka bir kapı bulurdun.
Bir iş bozulurdu,
“hallederiz” derdin.
Birileri seni kırardı,
sanki kırılan sen değilmişsin gibi
işine bakardın.
Ben seni böyle gördüm.
Hiç kimseye
yükünü anlatmadan taşıdın hayatı.
Sevdiğini çok söylemedin,
ama sofrada en güzel lokmayı
önümüze bıraktın.
Canın yandı,
“bir şey yok” dedin.
Dışlandın,
“boş ver” dedin.
Ötelendin,
“hallederiz” dedin.
Ve ben,
senin bütün bu “hallederiz”lerinin
içinde büyüdüm.
Sana baktım,
bir gün senin gibi olmayı istedim.
İnsanların saygı duyduğu,
zor karşısında eğilmeyen,
hayat ne getirirse getirsin
elini taşın altından çekmeyen
o adam gibi...
Şimdi yanına geldiğimde
eski günleri konuşuyoruz.
Gülüyoruz.
Meğer insan
bazı çocukluklarını
büyüyünce anlayabiliyormuş baba.
Ben şimdi anlıyorum seni.
Ve içimde
sana söyleyemediğim bir şey var:
Sana sarılmak istiyorum.
Öyle usulca değil...
öyle bir omuz dokunuşu kadar değil...
Doya doya.
Çocukluğumun bütün eksiklerini
iki kolumun arasına alıp
sana sarılmak istiyorum.
Ama olmuyor.
Elim omzuna gidiyor,
sonra geri dönüyor.
Dilim “nasılsın baba?” diyor,
kalbim başka bir şey söylüyor.
Kalbim,
“Baba,
ben seni çok seviyorum.” diyor.
Belki de
çocukluğumuzdan kalan en büyük mesafe bu:
İkimizin de birbirini sevdiğini bilip
bunu birbirimize
yeterince söyleyememiş olmak.
Sen benim babamsın.
Benim en büyük ölçüm,
en eski hayranlığım,
hayatta tutunmayı öğrendiğim
ilk adamsın.
Şimdi sana bakıyorum...
Ve içimden
tek bir şey geçiyor:
Keşke şu kollarım
biraz daha cesur olsa baba.
Keşke sana
bir kere olsun
çocukluğumun yapamadığı kadar
sıkı sarılabilsem.
Ve kulağına,
geç kalmış bütün cümlelerimi
tek seferde söyleyebilsem:
İyi ki benim babamsın...
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 18:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!