Üç kardeştiler Nevin, Harun ve Hasan
İyi geçinmelerine rağmen, kavga ederlerdi; bazen
Elim bir kazada kaybettiler; anne ve babalarını
Yardım edecek bulamadılar; dost ile akrabalarını
Sabahın ilk saatleri
Tatlı bir meltem havasında park
Hoş bir serinlik
Rüzgârın itmesiyle dönen bir çark
Kendi halinde sallanan salıncaklar
Hayat, bir rüzgara benzer
Bazen zayıf, bazen güçlü eser
Uçurtma gibidir aşk
İpini makas keser
Uçurtmanın gövdesi üç çıtadan
Bir şehir barındırıyorum, yüreğimde
Tropik ormanlarıma yağar durur, musonlar
Meteorolojiden bağımsız
Fırtına öncesi sessizlik, ıslık çalar
Rehavete kapılır, nehirler
Sarı saçların, dalgalanırdı rüzgarda
Tıkılı kaldı; yüreğim işte burada
Umutla bekliyorum, af edişini
Bana dönersin ya, hani olur da
Çiçekler seni sordu; baharlar seni
Ben acemi bir aşık, aşkı yeni öğrenen
Küçük aksiliklere kızıp, hemen söylenen
Aşk sözlerine kanarak, ateş gibi közlenen
Sanırım ki; sevdanın elini tutmayı unuttum
Damat iken tomarla paralar, elbiseme asıldı
Yüzüme çarpıyor rüzgârın serinliği
Nahnu Caddesinde yürürken
Neon ışıklı tabelalar gözleri alıyor
Akşamın hüznü çökerken
Ve yıldızlar kendini gösteriyor
Park gölünün kuşları öterken
Şiirler seni anar, senden sonra ey büyük üstat
Beyitlerinden köprü yaptık; dizelerinden dizili hat
Sen ilahi huzurda dinlenmene bak, rahat rahat
Yaşanıyor bu ülkede, hayalini kurduğun hayat, üstat
Düşman mı? Yine çok, her yüzyılda olduğu gibi
Üşüyorum bu gece
Nedeni beni terk etmen
Haber bile vermeden
Aniden çekip gitmen
Boş kafayla dolaşıyorum
Ekildi bu can, biçilmek üzere
Yazıldı kader, geçilmek üzere
Yaklaştı ölüm, gidilmek üzere
Ölümü unutan, gafil utansın
Yeryüzü kilim, üzerinde gezilir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!